22 Ekim 2017 Pazar

Ağustos - Eylül Aylarında Okuduğum Kitaplar - 2017

Selam! 👋

Okuduğum kitapları anlatan içerikler yazmak; sonrasında dönüp bakmam, neler okumuşum, o kitaplar hakkında neler düşünmüşüm görmem açısından çok faydalı oluyor. Ancak nedense ağustos ayında üşendim, "Zaten çok az kitap okudum, onları da diğer ayla birleştireyim." dedim. Bir de Yerdeniz Serisi'nin bende hissettirdiklerini toplu halde yazmak için tüm kitapların bitmesini beklemek istedim.

Ekim ayı bitmeden, henüz sekiz gün daha varken (!) bu iki ayın kitaplarını sizinle paylaştığım için üzerimden bir yük kalkacak, epey rahatlamış olacağım. 🙈


Yerdeniz Büyücüsü Serisi - Ursula K. Le Guin

Ursula K. Le Guin'in fantastik edebiyata bir mihenk taşı gibi eklediği Yerdeniz Büyücüsü Serisi 6 kitaptan oluşuyor:

Yerdeniz Büyücüsü
Atuan Mezarları
En Uzak Sahil
Tehanu
Yerdeniz Öyküleri
Öteki Rüzgar

Pek çok yazara ilham kaynağı olduğu düşünülen bu seride bazı detaylar Harry Potter ve Taht Oyunları kitaplarının yazarlarının Ursula K. Le Guin'den epey ilham aldığını düşünmeme yol açtı.
Öyle ki ilk kitap Yerdeniz Büyücüsü'nü bitirdiğimde Goodreads'e şöyle bir not düşmüşüm:

"Yepyeni bir maceraya çıkıyormuşcasına heyecanla başladığım Yerdeniz Büyücüsü, biterken de serinin diğer kitapları için oldukça meraklanmama sebep oldu. Fantastik kitap tam da böyle olmalı!
Unutmadan; kitapta Harry Potter ile benzettiğim o kadar çok yan vardı ki (uydurduğumu sanmıyorum) Rowling'in ilham kaynaklarından birini de doğrudan görmüş gibi oldum. Pek çok kişinin de benimle aynı duyguları paylaştığını düşünüyorum."

Le Guin, serideki her kitapta farklı bir konuyu ele alıyor ve o konu üzerinden Yerdeniz Büyücüsü'nün ve onun etrafındaki kişilerin hikayelerini anlatıyor. Ben seride en çok Atuan Mezarları ve Tehanu'yu sevdim. Goodreads'te Atuan Mezarları için uzun bir değerlendirme notu yazmışım:

"Atuan Mezarları, okuduğum en sürükleyici ve en ürpertici fantastik kitap olabilir. İlk kitapta tanıyıp temel özelliklerine aşina olduğumuz Yerdeniz Büyücüsü'nün yolu bu kitapta hayatı bir tapınağa sıkıştırılmış genç bir kızla kesişiyor. Kurgunun sağlamlığı, anlatımın gerçekçiliği muazzam bir öyküye kapılıp gitmenize neden oluyor. 

Şu ana kadar bu seri ile ilgili tek şikayetim sonların "pat" diye bitmesi. Ben daha fazla bilgi bekleyip karakterlerin geleceği ile ilgili birkaç bilgi kırıntısı daha edinmek isterken hooop sayfalar tükeniyor. 
Ama bu durumun da çekici bir yanı olduğunu ve yazarın tarzı ile uyduğunu inkar edemeyeceğim. 😊"

Tehanu içinse kısa ama net bir notum olmuş:

"Bu kitaba kadar Yerdeniz Serisi'nin en sevdiğim kitabı Atuan Mezarları olmuştu. Okuduktan sonra aynı hisleri Tehanu için de hissettim. Her iki kitapta da kadın hikayelerinin anlatılması, diğer kitaplara göre bu iki kitabın ayrı bir gizemi olması beni çekti diye düşünüyorum. Bu seri bitince epey bir boşlukta kalacağım sanırım."


Aslında Le Guin fikrini değiştirmese ve bu seri sadece 3 kitaptan oluşacakmış. Yerdeniz Büyücüsü'nde büyümeyi, Atuan Mezarları'nda cinselliği ve En Uzak Sahil'de ölümü anlatan yazar, üçlemenin sonunda büyücüsünün sonunun daha farklı olması gerektiğine ve düşünün yarım kaldığına kanaat getirmiş . Sonrasında da ortaya 3 kitap daha çıkmış. İyi ki de çıkmış yoksa Tehanu'yu hiç okuyamayacaktık. 💛


Özetle hem yazarla hem de bu akıcı, etkileyici kitaplarla tanıştığım için çok mutluyum. "İyi yazılmış fantastik kitap"lara örnek vermeniz gerekirse bu seriyi de eklemeyi unutmayın. 😉

Kelebek ile Mum Işığı - Leonardo Da Vinci


Leonarda Da Vinci'nin sanat ve bilim namına yapmadığı bir şey var mı diye düşünürken üstadın yazdığı masal kitabıyla karşılaştım. Arka kapağa göre kitabın içinde 500 yaşını aşan 12 masal varmış. Çocuk kitaplarına ve masallara bayılan biri olarak bu kitabı okumasam olmazdı. 

Bakalım Goodreads'te bu kitap için değerlendirmem nasıl olmuş?:

"Leonardo Da Vinci yüzyıllar önce sanki diğer yaptıkları yetmiyormuş gibi bir de oturmuş masallar yazmış. Toplam 12 masaldan oluşan bu minicik kitapta üstadın kendini beğenmişlikten nefret ettiğini görebilirsiniz. Genel olarak kendini beğenen, gözü yükseklerde olanların başlarına ne gibi felaketler gelebileceğine odaklandığı için böyle bir sonuca vardım ben. 😊"

Küçük Feministin Kitabı - Sassa Buregren

Küçük Feministin Kitabı, sadece çocuklar için değil yetişkinler için de zihin açacak, naif, gerçekten saf ve düz bir çocuk mantığıyla yazılmış bir kitap. Eşitlik, beden olumlama ve cinsiyet karmaşasına neden olan yanlış davranışları çürütecek kitabı, hem kendiniz hem de çocuklarınız için kütüphanenize ekleyin derim. 

İnce Memed 1 - Yaşar Kemal


Gelelim 2017 Eylül ayının yıldızına... Yaşar Kemal ile elbetteki tanışmış, başka kitaplarını okumuştum. Ama İnce Memed benim için hep biraz daha beklemem gereken, sanki okuyunca herkesin o bahsettiği muhteşem etkiyi hissedemeyeceğim bir seriydi. Öyle ki "2017'de Mutlaka Okuyacağım 20 Kitap" arasına bu seriyi ekleyip merakımı ve ön yargımı kırmak istedim. Ne kadar doğru bir karar vermişim!

Aslında serinin tümü bitmeden yorum yapmam ne kadar doğru bilmiyorum. Ama ilk kitapta Yaşar Kemal'in roman sanatında ne kadar usta olduğunu, kurguyu, akışı, her karakteri nasıl ince ince işlediğini görünce bunları yazmamam çok tuhaf olurdu. Daha önce roman diye okuduğum birçok kitabın aslında gerçekten roman olmadığını düşündürecek kadar sarstı beni. Bir şeyleri anlatırken sıralamayı doğru yapmak, geçmişi ve anı tam da yerinde okuyucuya sunmak kolay görünür ama hiç de öyle değildir. Umarım tüm kitaplar bittiğinde ucundan azıcık bir şeyler öğrenirim onun kaleminden. 🙏

Dolu dolu geçen iki ayın ardından ekim ayında okuduğum güzel kitaplarla blogu şenlendireceğim. 

Siz de o arada aşağıdaki içerikleri okuyabilir, öneri ve düşüncelerinizi yorum olarak bırakabilirsiniz!

Sevgiler! 💙

15 Ekim 2017 Pazar

Bir Demet Tiyatro: Sherlock Hamid

Selam! 👋


Bugün 2017-2018 tiyatro sezonunu açtık. 🎭 Bizim için yeni sezonun ilk oyunu Sherlock Hamid oldu. Geçtiğimiz yıl adeta ikinci evimiz olan Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda sahnelenen oyun, Ahmet Sami Özbudak tarafından yazılmış. 

Ölü bir genç adamın çığlıklarıyla sisler içinde başlayan tiyatro oyunu, canlı müzik eşliğinde yer yer şarkılar, hareketli sahnelerle zenginleştirilmiş. Ancak özünde büyük bir hüzün taşıyor. 

Oyun; kardeşini kaybeden, haksız yere hem kendini hem de kumpanyasını hapishanede bulan Mithat'ın Sherlock Holmes hayranı olan Albülhamid'i memnun etmek için kolları sıvayan bir işgüzar tarafından görevlendirilmesiyle gelişiyor. Mithat'ın vefat eden kardeşi Ziya'nın ruhunun sık sık araya girip haksızlıkların daha da iyi altını çizmesiyle trajikomik bir hal alıyor. 

Uzun ve gereksiz birkaç sahnenin ardından tam hayal kırıklığına uğradığımızı düşünürken (zira ilk perde su gibi akıp geçti ama ikinci perdenin büyük bir kısmı biraz boğucuydu) çok hoş ve duygulu bir final yapan Sherlock Hamid, adaletle ve haksızlıklarla başa çıkıp mücadele edenlere ithaf edilmiş. 

Hem duygu dolu hem hareketli bir oyun izlemek istiyorsanız Sherlock Hamid'i çok sevebilirsiniz.

Oyunun Künyesi:

Adı: Sherlock Hamid

Sahne: Yunus Emre Külter Merkezi, Müşfik Kenter Sahnesi

Süre: 2 Perde / 130 dakika

Yazar: Ahmet Sami Özbudak

Yönetmen: Berfin Zenderlioğlu

Oyuncular: Ali Rıza Kubilay, Kadir Hasman, Didem Germen, Nazan Koçak, Yunus Emre Kılınç, Nurhayat Atasoy

Sevgiler! 

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

14 Ekim 2017 Cumartesi

Bir Kutu Kitap Ekim Ayı Kitap Alışverişi

Selam! 👋


Geçen ay yayınladığım kitap alışverişi içeriğimde birkutukitap.com üyeliğimden bahsetmiştim. Ekim ayı kutusu geçtiğimiz günlerde geldi. Ne yalan söyleyeyim geçen ayki kitapları daha çok sevmiştim. 

Bu ay kutudan biraz daha "popüler" kitaplar çıktı. Blogu uzun süreden takip edenler bu tabirimden ne demek istediğimi anlayacaklar bence. 🙈

İşte ekim ayının Bir Kutu Kitap kutusundan çıkanlar:

* Lizbon'a Gece Treni - Pascal Mercier
* Ayrılık Vakti - Jodi Picoult
* Tekme Tokatlı Şehir Rehberi - Mevsim Yenice


Kutunun içinden bir de çok hoş bir Lizbon kartpostalı ve farklı yazarların sözlerinin olduğu ayraçlar çıktı. Bu zaten Bir Kutu Kitap'ın tatlı bir alışkanlığı. Ama daha önce de dediğim gibi okurları daha farklı hediyelerle de motive edebilirler. 😏

Gelecek ay aboneliğim bitiyor. Bakalım son ay kutudan neler çıkacak? Belki çok güzel kitaplar gelirse aboneliği de devam ettiririm. 😇

İçeriği gelen ayraçlarda yer alan bir Sait Faik Abasıyanık alıntısıyla bitirmek istiyorum:
"Gülmek istedim, tutturdum bir memleket havası. 'Ah anam.' dedim. Dünya güzelmiş be!" 
Sevgiler! 

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

11 Ekim 2017 Çarşamba

Karadeniz Turu 3. Gün: Gürcistan - Batum

Rehberimizin anlattığına göre Gürcüler dillerine çok bağlılarmış. Bu durumu halen kendi alfabelerini kullanmalarından ve  alfabelerindeki harflerin bulunduğu bu anıttan da anlayabilirmişiz. 

Selam! 👋

Karadeniz turunun üçüncü günü sakin başlayıp olaylı biten günübirlik Batum turu ile geçti. Eğer ki Karadeniz turuna katılırken özellikle Batum gezisi olan seçeneklere bakıyorsanız önce bir araştırma yapın ve bu içeriği okuyun bence. 😔

Turun üçüncü günü Batum'a gitmek için sabahın 6'sında Trabzon'da bulunan otelimizden yola çıktık. Maksadımız; erkenden, kimseler yokken, sıra beklemeden sınırı geçmekti. Ki çok şükür öyle oldu. Çok erken saatte gittiğimiz için sıra beklemeden kimliklerimizi göstererek sınırdan geçtik. Evet, sadece kimliklerinizle Gürcistan'a geçebiliyorsunuz. Yalnız burada önemli bir nokta var: Kimliğinizin hiçbir şekilde yıpranmamış olması, 5 seneden eski olmaması gerek. Aksi halde geri dönmek zorunda kalabilirsiniz. Rehberimiz bize pek çok olasılıktan bahsetti ancak tümünü burada anlatırsam epey uzayabilir içerik. Sadece Gürcü memurların azıcık zorlayıcı olabileceğini hesaba katarak yola çıkabilirsiniz. Bir ağrı kesiciye uyuşturucu muamelesi yapan memurlardan bahsediyoruz. 👮

Bu arada Batum'a girişi kolaylaştırmak için erken saatlerde giriş yapmak işe yarasa da dönüşte Türkiye'ye giriş yapmak için müşlteci muamelesi göreceğinizi unutmayın. Asabi ve kuralları pek umursamayan Gürcülerle vezneye kadar aynı sırada, omuz omuza, ter kan içinde sıra beklemek benim için sanki bir sınavdı. Gitmeden önce bunu da göze almak gerek.

Son olarak bir not daha eklemek istiyorum. Batum gezilecek yerler açısından bana göre çok zengin ve ilgi çekici değildi. Daha doğrusu şehirde pek çok şeyin (ç)alıntı olması benim takdir edebileceğim bir durum değil. Bu nedenle tüm detaylarıyla fotoğraflamaya ve gezmeye çok uğraşmadığımı söylemek isteyeceğim. Zaten tur kapsamında da şehrin merkez bölgelerinde vakit geçirdik. Botanik parkına vs. gitme şansımız olmadı.

Öyle ya da böyle yine de gittiğimiz yerler listesine bir şehir daha eklemiş olduk. 🙈

Bakalım nereleri gezmişiz?

Orta Camii 


Orta Camii, Batum'da ayakta kalmayı başarmış tek cami. Aslında iki cami arasında kalan bir yapıymış ancak zamanla yıkılan iki cami sonrası tek başına kalmış ama adı da bu şekilde söylenmeye devam etmiş. 1880 yılında diğer iki cami ile birlikte inşa edilen cami, Sovyetler zamanında kapatılmış. Ancak günümüzde hizmet vermeye devam ediyor. 

St. Nicholas Kilisesi


Hala ibadete açık Batum kiliseleri arasında yer alan St. Nicholas Kilisesi, (içeriye girdik ama dua eden insanların yanında fotoğraf çekmek istemedim. Bu nedenle sadece dıştan çekilmiş bir fotoğrafını ekliyorum.) Osmanlı zamanında Rumlar tarafından padişaha hediye olarak yaptırılmış. Padişah bu jesti kırmamış ancak çanlarının da çalmamasını şart koşmuş. O çan topraklar Osmanlı'nın elinden çıktığı gün çalmaya başlamış ve hala çalmaya devam ediyor.

Bu arada bu kiliseyi gördükçe kapıda yaşlı teyzeler ile birlikte gelenlerden para isteyen küçük kızı hatırlıyorum. Tuhaf karşılamasın diye fotoğrafını çekemedim. Ama nedense beni çok etkilemişti. Oracıkta onunla ilgili küçük bir öykü yazıvermek istemiştim. 😊

Piazza Meydanı





Gelelim Batum'da ziyaret ettiğimiz ilk taklit mekana. 😖

St. Nicholas Kilisesi'nin hemen karşısında dört tarafı tıpkı İtalya'daki ünlü meydanlara benzer Piazza Meydanı yer alıyor. Avrupai tarzda binalarla çevrili bu meydanda şehrin en lüks kafe ve restoranları bulunuyor. (Ancak lüks deyince gözünüz korkmasın. İstanbul'da sıradan bir kafede ödeyeceğiniz hesaba çok yakın bir meblağ ödeyerek bu mekanlarda bir şeyler yeyip içebilirsiniz.) 

Meydan çok büyük değil ama şehrin en popüler noktalarından biri. Anlatılanlara göre burada canlı performans gösterileri ve çeşitli etkinlikler yapılıyormuş. Gün ortasından gecenin ilerleyen saatlerine kadar burası epey hareketliymiş.



Avrupa Meydanı


Batum'da en sevdiğimiz yer Avrupa Meydanı oldu. Meydana girerken solda bizi karşılayan belediye binası ve devamındaki diğer tarihi binaların güzelliği meydan ile çok güzel bütünleşiyordu.

Memed Abashidzade Bulvarı'nda yer alan Eski Banka Binası UNESCO tarafından koruma altına alınmış.

Avrupa Meydanı'nda yer alan ünlü altın postlu Medea heykeli. 
Tiyatro Meydanı


Tam ortasında Yunan mitolojisinde deniz tanrısı olarak bilinen Poseidon'un büyük bir heykelinin yer aldığı tiyatro meydanı şehirde en sevdiğim yerlerden biri oldu. Bunun nedenlerinden biri de fotoğraflarda göreceğiniz gibi Sovyet döneminden kalma evleriyle birlikte yeni modern bina ve heykellerin aynı kare, aynı bakış açısında yer alması ve hoş bir tezat yaratması.



Gelecek içerikte turun bana göre en güzel gününü, Rize'de yaptıklarımızı anlatacağım.

Bu arada turun ilk iki gününden neler yaptığımızı merak ediyorsanız aşağıdaki içeriklere göz atabilirsiniz




Sevgiler!

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

1 Ekim 2017 Pazar

Hedefe Son 8, İnce Memed, Yeni Kitaplar!

Selam! 👋

Yeni haftaya başlamadan küçük bir durum değerlendirmesi yapmak, nasıl gidiyor azıcık anlatmak ve son yaptığım küçük kitap alışverişini paylaşmak istedim. Böyle karmakarışık, her şeyden azıcık bir şeyler bulduğum blog yazıları yazmaktan ve okumaktan çok keyif alıyorum. Umarım siz de benimle aynı fikirdesinizdir. 🙈

Hedefe Son 8!

Birkaç içerikte de bahsetmiştim. Geçen yılın sonunda 2017'de mutlaka okuyacağım kitapların listesini çıkarmış burada da paylaşmıştım. Ne yalan söyleyeyim genelde bu tip planladığım şeyleri eksiksiz şekilde tamamlayamıyorum ama bu sefer şeytanın bacağını kırdım sanırım. 20 kitaptan geriye okunacak sadece 8 kitap kaldı. Hoş kitaplar öyle sular seller gibi okunacak, "hafif" kitaplar değil ama ben yine de oldukça umutluyum. 💪



İnce Memed'in Peşinde...

Bu yıl mutlaka okuyacağım 20 kitabın içinde 4 kitaptan oluşan İnce Memed serisi de vardı. Bazı kitaplarla ne kadar istesem de yolum bir türlü kesişmiyor, ne kadar niyetlensem de okumak için gecikebiliyorum. İnce Memed de öyle bir kitaptı benim için. Okumaya başladığım andan itibaren beni içine öyle hızlı çekiverdi ki bu yoğun ve yorucu günlerde zihnimin sığındığı harika bir liman oldu.

Daha önce okuduğum bazı romanları kıyasladığımda; olay örgüsü, kurgusu, dili ve tasvirleriyle İnce Memed çok üstün, muazzam bir kitap. Bu romanı okuyup Yaşar Kemal'e hayran olmamak mümkün değil. Şu an 2. kitaptayım ancak diğer kitaplarda neler olacağını deliler gibi merak ediyor, seri bitince nasıl bir boşluğa düşeceğimi düşünüyorum. Üzerine saatlerce konuşabilirim ama çok fazla uzatmayacağım. 😇



Küçük Ama Dopdolu Bir Kitap Alışverişi!

Idefix'te kargo bedava olunca birkaç kitap almanız için sizi de gizli bir el dürtükleyip duruyor mu? O gizli el neredeyse her defasında beni dürtüp aklımı çeliyor.

Ayın 12'sinde de bir kargo bedava kampanyası olunca İş Bankası Kültür Yayınları'nın %35'lik indiriminden yararlanıp Notre Dome'ın Kamburu'nu (26 TL yerine 16.90'a), epeydir merak ettiğim Homunkulus'u (12 TL yerine 7.20 TL'ye) ve geçenlerde bir yazıda Miyazaki'nin en sevdiği çocuk kitapları arasında olduğunu öğrendiğim, benim de çocukken okuduğum ama unuttuğum Gümüş Patenler'i (4.90 TL yerine 3.72 TL'ye)  aldım. Görünürde küçük ama değeri çok büyük bir alışveriş yaptım bana kalırsa. 💙

Sevgiler! 

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

27 Eylül 2017 Çarşamba

Karadeniz Turu Gün 2: Ordu - Trabzon


Selam! 👋

İlk gün Samsun ile başladığımız Karadeniz turu, ikinci gün gerçekleştirdiğimiz Ordu ve Trabzon gezileriyle daha da yeşil bir hal aldı. 💚

Bakalım turun ikinci gününde neler yapmışız? 😊

Ordu Boztepe



İlk gün gerçekleştirdiğimiz Samsun gezisinin ardından gece Bafra'da bir otelde konakladık.
İkinci günümüzün sabahında ise ilk durağımız yemyeşil Ordu oldu. Şehirde sadece Ordu'ya tepeden bakan Boztepe'yi ziyaret ettik.


Boztepe, Ordu gezilecek yerler arasında oldukça popüler. Tüm şehri kuş bakışı gören tepedeki restoran ya da kafelerde bir şeyler yeyip içebilir ve manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. (Biz sabahtan gittiğimiz için ortalık tenhaydı. Rahatça fotoğraf çekip manzarayı izleyebildik.)

Memiş Ağa Konağı



Ordu'dan sonra öğle yemeğimizi yeyip Karadeniz türküleri eşliğinde Sürmene'de bulunan Memiş Ağa Konağı'na doğru yola çıktık.*

Kendimizi bir anlığına konağın sakinleriymiş gibi hissetmiş olabiliriz. 🙈

Konak, 1740 yılında Memiş Ağa tarafından yaptırılmış. Onun ölümünden sonra devlete kalmış ama torunları işletme hakkını alıp burayı bir müze - kafe haline getirmiş.

Yapının mimarisi de ince işçiliğe de muazzam. Üstelik çok da iyi korunmuş. Birkaç köşede yapılan onarım ve boyanın dışında restorasyon da geçirmemiş.

Memiş Ağa Konağı'nın pencereleri Karadeniz'e açılıyor.
Konağı ziyaret ederseniz aksanı ve tatlı dillerinin etkisiyle severek dinleyeceğiniz mekan sahiplerinden yapının tarihi ile ilgili daha detaylı bilgi alabilirsiniz. 
Konağın arka tarafında bir çay bahçesi var. Gelen turistler orada bulunan bu eski usul makası ellerine alıp bellerine de peştamelleri takıyor ve "çay topluyormuş" gibi fotoğraf çektirebiliyorlar. 😚 Turistliğin şartlarını yerine getirmek için ben de böyle bir fotoğraf çektiriverdim. 😊



Uzungöl

Memiş Ağa Konağı'nın ardından günün son durağı Trabzon gezilecek yerler listesinin en başlarında yer alan ve Çaykara ilçesinde bulunan Uzungöl oldu. Yeşillikler içindeki bu upuzun gölü izlemek inanılmaz keyifliydi.


Ancak gürültücü Arap turistlerin yoğunluğu, gölün etrafının panayır yeri haline gelmesi ve gereksiz pek çok seyyar satıcının bu gölü çepeçevre sarması gibi olumsuz etkenler tadımızı oldukça kaçırdı. Gölün etrafında bulunan otellerin bu doğal güzelliğin ihtişamını gölgelediğini söylemeye gerek bile yok.

Bundan birkaç sene önce burayı ziyaret etsek çok daha iyi vakit geçirebileceğimizi düşünüyorum. Ancak popülerleşen her şeyi kirletmeye meyilli yapımızdan ötürü de birkaç sene sonra gelmediğim için de şükrediyorum. İşte böyle ikilemler sadece bizim ülkemizde yaşanır.



*Sanıyorum belirtmemde fayda var. Daha önce katıldığım kültür turlarını kıyasladığımda gezilecek noktalar arası en çok mesafe olan turun Karadeniz turu olduğunu gördüm. Zira bir günde başka şehirlere ve ilçelere yolcuk etmek durumunda kaldığınız için kimi zaman yarım saat, kimi zaman 1 saat, kimi zamansa 3 saate varan yolculuklar yapmak durumundasınız. Eğer ki otobüs yolculuğu sizi yormuyorsa gezi sonrası dinlendiğiniz için bu durum bir avantaj olabilir. 

Bir sonraki içerikte olaylı (!) Batum gezimizi anlatacağım.

Takipte kalın!

Sevgiler!

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

20 Eylül 2017 Çarşamba

Karadeniz Turu Gün 1: Samsun

Samsun'da turistlerin ilgisini çekmek için evler böyle rengarenk boyanmış. Ben çok sevdim. 💛

Selam! 👋

Bayram öncesi katıldığımız 5 günlük Karadeniz turu hakkında bir şeyler yazmaya nihayet başlayabildim. Her günü ayrı ayrı ele alıp gezilecek yerler, tarihi mekanlar ve diğer detayları daha iyi anlatabileceğimi düşündüm. Umarım tüm turu güzel bir şekilde özetleyip Karadeniz turuna katılmak ya da bölgeyi gezmek isteyenlere fikir verebilirim. O halde başlayalım!

 Öncesinde bilgi vermek de fayda var. Biz Jolly Tur'un "Yeşil Karadeniz ve Batum" isimli turuna katıldık. 25 Ağustos 2017 Cuma gecesi yola çıktık ve sabah saatlerinde Çorum'a vardık. (Daha önce bahsettiğim üzere GAP turumuz son anda iptal olduğu için uçaklı değil otobüslü bir tura katılmak durumunda kaldık. ) Burada kahvaltı molası verip sonrasında ilk durağımız olan Samsun'a geçtik.

Samsun Gezilecek Yerler

Bandırma Vapuru Müzesi



Samsun'da ilk turistik noktamız Bandırma Vapuru oldu. Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını 19 Mayıs 1919 yılında Samsun'a getiren geminin aslı 1925'te satın alınıp hurdaya çıkarıldığından Doğu Park sahilinde ziyaret ettiğimiz gemi, Bandırma'nın birebir kopyası olarak yapılmış. Müze haline getirilen bu vapurun içinde Atatürk ve silah arkadaşlarının balmumu heykelleri ve döneme ait eşyalar da bulunuyor.



Müze bahçesinin içinde ise şehit olmuş askerlerin isimlerinin yazılı olduğu bir anıt ve savaştan sahnelerin yer aldığı kabartmaların olduğu bir bölüm de yer alıyor.


Amazon Adası ve Amazon Köyü



Samsun merkezdeki Batı Park içerisinde yer alan Amazon Adası'nda Samsun'un tarihinde önemli bir yere sahip olan Amazon kadınlarının yaşamlarından kesitler sergileniyor.

Adada Anadolu aslanları olarak adlandırılan iki büyük aslan figürü de var. 

Köyde her zaman alıştığımzdan farklı olarak anaerkil bir hava hakim. Gezerken hapsedilmiş erkek kölelerin heykellerini de görebilirsiniz. Hem kölelerin hem de Amazon kadınlarının figürleri öyle gerçekçi ki etkilenmemek mümkün değil.


Samsun Belediyesi ve On Dokuz Mayıs Üniversitesi iş birliği ile şehre kazandırılan bu köy turistler tarafından epey ilgi görüyor.

Onur Anıtı


Samsun İlkadım'daki Atatürk Parkı'nın içerisinde bulunan Onur Anıtı, şehrin en önemli simgelerinden biri. Heybetiyle dikkatleri üzerine toplayan bronz heykel, Samsun halkı tarafından Atatürk'e duydukları minneti ve saygıyı göstermek için yaptırılmış.


Boyutlarına göre mükemmel bir dengeye sahip heykel bu özelliğiyle dünya sıralamasında ikinci sırada yer alıyor. Eğer ki atın kuyruk kısmı alt kaideye değmeseymiş heykel listede birinci sırada olacakmış. 

Samsun Kent Müzesi


Sepet ören ihtiyar bir köylü.

Onur Anıtı'ndan sonra yine İlkadım ilçesinde bulunan Kent Müzesi'ni ziyaret ettik. (Samsun Arkeoloji Müzesi tadilat dolayısıyla kapalı olduğundan sadece Samsun Kent Müzesi'ni gezebildik.) Üç katlı müzede şehri ve mübadele dönemini anlatan eski eşyalar, panolar ve çok gerçekçi insan figürleri vardı.

Mübadele zamanından kalmış bavul ve denklikler.
Müzenin kuruluş itibariyle oldukça yeni . 2013 yılında ziyarete açılan Kent Müzesi, şehrin; sosyal, tarihi, kültürel, coğrafi ve ekonomik yapısını anlatmak için kurulmuş. Samsun'un kültürünü dünden bugüne en iyi şekilde anlatan müzeyi ben çok sevdim.




Göğceli Camii


Caminin dıştan görünümü gösteren bir fotoğraf çekmeyi atlamışız. :( Bu nedenle https://twitter.com/tariharsivi görselini ekliyorum. 

Samsun'da son durağımız hiç çivi kullanılmadan yapılmış Göğceli Camii oldu. 1206 yılında yapılan cami, Anadolu ahşap mimarisinin en önemli örnekleri arasında sayılıyor. Bir mezarlığın içerisinde yer alan dini yapı, üst üste yığılan ya da iç içe geçirilen; dişbudak, karaağaç ve kestane ağaçlarının parçalarıyla inşa edilmiş. (Sadece ek kısımlarda çiviler kullanılmış) Cami günümüzde hala ibate açık ve kullanılıyor.

Samsun'da Ne Yenir?

Şehirde en popüler lezzet Bafra pidesi. Açık ve kapalı olarak hazırlanan bu pide; yağlı, kıtır kıtır, doyurucu bir yiyecek.

Lahana çorbası, lahana kavurması, ısırgan otu çorbası, balık gibi yöresel lezzetler de pek çok Karadeniz şehrinde olduğu gibi Samsun'da da çok sık tüketiliyor.

Gelecek içerikte Karadeniz Turu'nun ikinci gününde Ordu ve Trabzon'da neler yaptığımızı anlatacağım.

Takipte kalın!

Sevgiler!

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

11 Eylül 2017 Pazartesi

Kitap Alışverişi: birkutukitap.com, Idefix


Selam,

Geçtiğimiz günlerce küçük küçük 3 ayrı kitap alışverişi yaptık. Idefix ve birkutukitap.com üzerinden yaptığımız alışverişlerde çocuk klasiklerinden modern klasiklere, günümüz edebiyatından sosyolojiye kadar farklı türlerde kitaplar satın aldık. 

İşte son iki aydır yaptığımız kitap alışverişleri!

birkutukitap.com Kitap Alışverişi




Kitap seçme konusunda sadece kendi kararlarıma güvensem de geçenlerde rast geldiğim, seçtiği kitapları takdirle karşıladığım, üstüne bir de fiyatını uygun bulduğum bir sisteme 3 aylığına üye oldum: birkutukitap.com

birkutukitap.com üyelerine her ay 3 farklı kitap gönderen bir abonelik sistemi. Lila Kutu, Bir Kutu Mutluluk gibi üyelerine her ay sürpriz ürünler gönderen markalarla benzer bir düzende çalışıyor.

Detaylar için tık tık!

Gönderdiği kitaplar ve fiyatlandırma konusunda bir sorun yok. Ancak bana kalırsa ballandırarak anlattıkları sürpriz hediyelerin iki ayraç, iki sticker çıkması biraz hüzün verici. Bu konuda kendilerini geliştirirlerse harika olur. 👌

Allahtan bu ay bir güzellik yapıp 3 yerine 4 kitap göndermişler de oradan telafi ettiler bu küçük hasisliği. 😚😇

Eylül ayı kutusunda çıkan kitaplar ise şöyleydi:

*Bütün Bir Ömür - Robert Seethaler
*Monsieur Proust - Céleste Albaret
*Orada Bir Yerde (İmzalı) - Engin Türkgeldi
*Yürümenin Felsefesi - Frédéric Gros

Idefix Kitap Alışverişi


Geçtiğimiz günlerde Idefix'ten iki ayrı alışveriş yaptım. Bunlardan ilki kargo bedava fırsatını görünce kendime küçük bir hediye vermek için yaptığımı çocuk kitapları alışverişim oldu.

Uzun zamandır merak ettiğim, Goodreads'te sık sık karşılaştığım Küçük Feministin Kitabı'nı, bir türlü okuyamadığım Mary Poppins serisinin ilk kitabını ve çocukken severek okuduğum, filmlerini izlediğim ama kütüphanemde olmayan Peter Pan'i sepete ekleyiverdim.

İkinci Idefix alışverişini ise sevgilim sayesinde yapmış oldum. Osmanlı'da Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi ile Cumhuriyet'te Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi'ni (bu kitap sonradan kargoya eklendiği için ekleyemedim.) satın alırken benim de kitap isteyip istemediğimi sorunca ben de hemen birkaç kitap seçiverdim. (Yaşasın sevgiliden gelen kitaplar!) 💛🙈

Leonardo Da Vinci'nin 40 sayfalık, 12 masaldan oluşan Kelebek ile Mum Işığı'nı okuyup bitirdim bile. Bir Çöküşün Öyküsü, Mutlu Prens, Ölümcüm Yumurtalar ve Feniçka ise okunmayı bekleyen diğer kitapların yanında beni beklemeye başladılar.

"2017'de mutlaka okuyacağım!" dediğim 20 kitabı bitirmeye çalıştığım için yeni aldığım kitapları hemencecik okumaya başlayamıyorum ama yeni yıldan itibaren satın aldığım kitaplara daha çok yönelebileceğim.

Bu arada bu 20 kitabı tamamlama konusunda da iddiam giderek düşüyor. Bana şans dileyin!


Sevgiler! 

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

6 Eylül 2017 Çarşamba

Pancake ile Tanışın!


Ağustos ayının 17'sinde ailemize yeni bir üye daha katıldı: Pancake.* 📷


Fotoğraf çekmeyi çok seven ve dijital fotoğrafın yanı sıra analog fotoğraflar da çekmeye çalışan biri olarak bugüne kadar beni en çok mutlu eden hediyelerden birini o gün aldım desem asla ve asla abartmış olmam. (Diğer hediyelerden biri de yine sevgilimin hediyesi Lomo makinemdi.) Sevgilim ilk evlilik yıl dönümümüzü unutulmaz kılmaya ant içmişcesine günlerce araştırma yaptı. Hem benim zevkime, beklentilerime yönelik hem de kaliteli çekim yapan, beni çok yormayacak bir makine buldu. 


Manevi değeri, sevimli görünüşü, manuel ve otomatik kullanım seçenekleri ile Pancake bana göre dünyanın en iyi fotoğraf makinesi. 🙈  Ben bu kadar memnunken ve seviyorken belki analog fotoğraf makinesi almayı düşünenler varsa bir fikir edinebilirler diye bu içeriği paylaşıyorum. Deneyimli fotoğrafçılardan da önerileri bekliyorum. Bu konu hakkında uzun uzun mailleşebilirim.😊


Gelelim detaylara... 

Makinemin markası Pentax, modeli ise P30. Bir Japon markası olan Pentax'ın ürünleri oldukça dayanıklı oluyormuş. Pentax P30'un yani Panceke'in de dayanıklı ve güçlü bir metal kasası var. Lensler hakkında ise net bir şey söyleyemeyeceğim. Ancak biz ürünü iki lens ile birlikte satın aldık. 


Bunlardan biri SMC Pentax-A Zoom 1:4 35-70 mm. Bu lens ile geniş açılı çekimler yapılabiliyor, netlik ayarlanabiliyor ve en önemlisi makine benim gibi manuel ayarlama konusunda bilgisiz olanlar için ışığı, diyaframı otomatik olarak ayarlıyor. Ben tüm manuel ayarları kendim yapabilmek için de çalışıp okuyorum ancak yine de kısıtlı zamanlarda işi kolaylaştıran bu lens oldukça kolaylık sağlıyor. Bu lens ile uzaklığı ve netliği ayarlamanız ardından da deklanşöre basmanız yeterli. 


Diğer lensim SMC Pentax-M 1:2 50 mm. Bu lens yakın çekimler için oldukça uygun. SMC Pentax-A gibi oldukça geniş açılı fotoğraflar çekemiyor ve otomatik programla çalışmıyor. 

Pancake ile ilk fotoğraflarımı Karadeniz'de çektim ve eğer bir aksilik çıkmazsa bu hafta sonu banyo yaptırmaya götüreceğim. Aradaki farkı görmek için iki ayrı film ile çekim yaptım. Bakalım sonuçlar nasıl olacak? 

Pancake ile yeni maceralara atılmak için sabırsızlanıyorum! 

*Sık kullandığım ve özel eşyalarıma isim verme huyum çocukluktan beri var. Makineme de elbette bir isim vermem gerekiyordu. Pancake'in isminde epey belirgin bir ironi var. Sevgilim makine için araştırma yaparken bir satıcı ürünün altına Pancake gibi hafif bir lensi var şeklinde bir not düşmüştü. Biraz araştırdıktan sonra bu ibarenin bazı hafif lens çeşitleri için gerçekten kullanıldığını gördük. Benim makinem hem gövde hem de lensleriyle daha ağır olduğu için ironik bir yaklaşımla ona Pancake adını verdim. Tıpkı annemin bana minik kuş (!) demesi gibi. 🙊🙈

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚