haldun taner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haldun taner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Uyku Tutmayan Yaz Gecelerine Arkadaşlık Edecek 8 Hafif Kitap Önerisi

Selam!

Sıcağı biraz da olsa uzaklaştıran rüzgarlı bir yaz akşamında ya da nemli, boğucu, uyku tutmayan, rahat ettirmeyen bir havada size arkadaşlık edecek, kafanızı dağıtıp bambaşka alemlere dalmanızı sağlayacak birkaç kitap önerisine ihtiyaç duyuyorsanız bu içeriği sevebilirsiniz. 

Her ne kadar "İnce, kolay okunur kitap önerir misin?" sorularından hazzetmesem de bu kitaplar o soruların yanıtlarını arayanları da memnun edecektir diye düşünüyorum.

O halde hemen kitaplara geçelim! 



1) Köpek Kalbi - Bulgakov

Başlarda sevimli bir köpekciğin gözünden onun hayatını dinleyeceğinizi düşünürken sonrasında kendinizi hiç beklenmedik bir hikayenin içinde bulmanızı sağlayan Köpek Kalbi su gibi akıp giden, merak uyandıran ve bana kalırsa gerçekten farklı bir kitap. Eğer yeterince vaktiniz varsa bu kısa romanı bir günde ya da hafta sonunda kolayca okuyup bitirebilirsiniz.

2) Ben Ruhi Bey Nasılım -  Edip Cansever

Şiir okumayı özellikle de içindeki her bir şiirin hikayesi olan kitapları seviyorsanız Ben Ruhi Bey Nasılım'ı çok seveceğinizi düşünüyorum. Bir yaz gecesi, balkonunuzda ya da bahçenizde hoşça vakit geçirmek için Edip Cansever'in şiirlerine sarılabilirsiniz. 

3) Byelkin'in Öyküleri - Aleksandr Puşkin

Bu listede elbette ki birkaç öykü kitabı önereceğim. Byelkin'in Öyküleri de bu kitaplardan biri. Kıskanmaktan bir hal olduğum, dahi Rus yazarları arasında yer alan Puşkin'in, Byelkin adlı hayali bir karakterin ağzından anlattığı öykülerde; dönemin halkının yaşamı, alışkanlıkları harika bir dil ve kurguyla anlatılıyor. 

4) Kuşlar da Gitti - Yaşar Kemal

Babamın çocukluğundaki İstanbul'u görür gibi olduğum Kuşlar da Gitti, para kazanmak için kuş avına çıkan çocukların; hayallerini, umutlarını, mutsuzluklarını konu alıyor. "Azat buzat, cennet kapısında beni gözet." diyerek yakalanmış kuşları salıverip sevap kazanmak isteyen insanların giderek azalmasının altını çizerek aslında insanların saflıklarının da yok olup gittiğini mis gibi anlatıyor Yaşar Kemal. Duygulu, çok hisli, bir solukta okuyacağınız bir kitap.

5) Keşanlı Ali Destanı - Haldun Taner

Haldun Taner'in trajikomik oyunu Keşanlı Ali Destanı da zevkle okuyabileceğiniz kitap; hiç suçu yokken bir anda hapse giren ama bu nedenle de birden varoş mahallesi Sineklidağ'da epeyce kıymete binen zavallı Ali'nin hikayesini anlatır.

6) Yeditepe Öyküler - Abidin Dino

Nasıl bittiğini anlayamayacağınız beş farklı öyküden oluşan Yeditepe Öyküler'i, sanatın pek çok dalında eserler veren Abidin Dino'nun özgün tarzını en güzel şekilde yansıtıyor. 

7) Godot'yu Beklerken - Samuel Beckett

Beckett'in ünlü oyunu Godot'yu Beklerken, biraz daha felsefi ve hüzünlü bir hikayeye sahip. Beklemenin, bekleyenlerin ve beklenenin belirsizlikler içerisinde bir karmaşaya dönüştüğü kitabı her okuyan kendisine göre bir sonuç çıkarabilir. 

8)Semaver - Sait Faik Abasıyanık

Bir yaz gecesi yapılacak en güzel şeylerden biri elbette ki üstat Sait Faik'in muazzam öykülerini okumaktır. Her kitabını, her öyküsünü çok sevdiğim yazarın bu kitabında da yine gerçek hayattan insanların, gerçek hikayeleri anlatılır. Bana kalırsa Sait Faik'in kitaplarındaki hüzün bile sıcaktır.

Daha Fazla Kitap Önerisi!






Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

22 Aralık 2015 Salı

Onikiye Bir Var - Haldun Taner

Romandan çok öykü okumayı sevdiğimi, hatta yazmaya çalıştığımı bilmeyen yok sanırım. Hal böyle olunca farklı yazarların, farklı türlerdeki öykülerini okumak da bana büyük bir keyif veriyor.

Keşanlı Ali Destanı ve Gözlerimi Kaparım, Vazifemi Yaparım gibi çok bilinen oyunlarını okuduğum Haldun Taner'in öykü yazarı kimliğini de uzun zamandır çok merak ediyordum. Bir - iki kez yeniden aklıma düşüverince artık zamanın geldiğini düşündüm. İyi ki daha fazla beklememişim.

"An an'ı kovalıyor, anlar sonsuzlukta eriyor."

"Her geçen saat ve gün uç uca eklenmiyor da, sanki hep aynı yere üst üste yığılıyordu. " 

Onikiye Bir Var, kafasının içerisinde kurulu bir saatle dolaşan, zamanı kendi içinde taşıyan ilginç bir adamın hikayesi ile başlıyor. Kitap ile aynı adı taşıyan bu öyküde, insan zaman olan bakış açısını, hayat karşısında aldığı tavrı sorgulamadan edemiyor. Ben bu öyküde pek çok satırı renkli post-itlerimle işaretledim.

İster öne git, ister geri; dünyanın denizleri biter efendi.

Böyle bir öyküyle başlayan bir kitabın basit ve oldukça sıradan hikayelerle devam etmesi ihtimali de olabilirdi. Ama her bir öykünün öyle kendine has bir kurgusu ve duygusu vardı ki kolayca kendilerini sevdirdiler. Bir köpeğin gözünden insanların hayatına da baktım, tuvalet temizleyen ve işine aşkla sarılmış bir kadınla da tanıştım. Tam da ülkemizin havasına suyuna uyacak trajikomiklikte bir akışla kopuk bir ayağın peşinden bile koştum. Tüm bunları okurken küçük nükteler, dokundurmalar ve dersler ile pek çok şeyi bir daha hatırladım.

"‘Tesadüf.’ İnsanlar, mantıklarının normal akışına uymayan olayları bu üç hece ile ne güzel ortadan kaldırıveriyorlar."

Kitap biterken şunun da farkına vardım. Özellikle yazmak isteyen, kurgulamayı, hikayeyi nasıl sürdürüp sonlandıracağını bilemeyen genç yazarlar için böyle öykü kitapları tam bir nimet. Ders kitabı gibi alıp okunacak, altı çizilecek, olay örgüsü çıkarılıp incelenecek öykülerin benzerlerini yazmaya çalışıp işin içine kendi duygularını katmaya çalışanlar eminim bir yerden sonra kendi yollarını bulacaktır. Bu hem kendime hem de yazmayı benim gibi çok seven arkadaşlara küçük bir not olsun.

"Yazarlık nedir? Bir hüsranın avuntusu. Bütün hüsranların avuntusu."