rus edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rus edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2016 Cumartesi

Kitap İncelemesi: Fyodor Dostoyevski - Ev Sahibesi



Künye:
Kitap Adı: Ev Sahibesi
Yazarı: Fyodor Dostoyevski 
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Türü: Öykü
Ne Zaman Okudum?: 12 Aralık

Selam! 👋

Yine bir Rus edebiyatı üstadının, çok sevdiğim bir kitabını anlatacağım bugün. İş Bankası Kültür Yayınları hazırladığı öykü kitabında; Ev Sahibesi, Bay Proharçin, Dokuz Mektupluk Roman ve Polzunkov adlı Dostoyevski öykülerini bir araya getirmiş. Çok da güzel yapmış.

Kitaba adını veren, Ev Sahibesi isimli uzun öykü, bilimle uğraşan, sakin bir genç adamın uzun süredir kaldığı evden taşınmak zorunda kaldığı bir dönemde tamamen tesadüfen karşılaştığı, etkilenip peşinden gittiği bir kadının evine yerleşmesi ile gelişen ilginç olayları konu alıyor. Kadının geçmişe takılıp kalmış, melankolik ruh hali, onunla yaşayan yaşlı adamın davranışları ve genç adamın kadına olan tutkusu ile farklı bir havaya bürüne hikaye, gizemli ve ilginç bir sonla bitiveriyor.

Bay Proharçin adlı öyküde yaşlı, epey tutumlu bir adamın, Dokuz Mektupluk Roman'da borç alışverişine girmiş iki arkadaşın hikayeleri anlatılmış. Polzunkov'da ise bol şakalı(!) bir hikaye tasarlamış Dostoyevski. 

Bana kalırsa, diğer okuduğum kitaplarını da göz önünde bulundurarak, bu öykülerde yazarın kaleminin kendine has özellikleri oldukça belirgin bir şekilde kendini gösteriyor. Yeraltından Notlar adlı romanındaki hüzün ve öfkenin kimi zaman, fazla kişisel nedenlerden ötürü anlaşılabilirliğini yitirmesi, Ev Sahibesi öyküsüne büyük bir gerçekçilik katmış. 

Bu his, bu  duygular özellikle Ev Sahibesi ve Bay Proharçin adlı öykülerde özellikle öne çıkıyor. Hikayeler, belirgin bir nihayetin içindeki gizemle, küçük bir soru işaretiyle, okuyucuyu çok da huzursuz etmeden ama düşündüren bir sonla bitiyor. 

😓 Öyle büyük bir yazar ki onun eserlerinden bahsetmek, anladığımı (artık ne kadar doğru anladıysam) sizlere de anlatmak biraz zor geliyor. Umarım azıcık da olsa bir fikir verebilmişimdir. 😌

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇



21 Aralık 2016 Çarşamba

Kitap İncelemesi: Gogol - Evlenme ve Kumarbazlar


Künye:
Kitap Adı: Evlenme ve Kumarbazlar
Yazarı: Gogol
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Türü: Oyun
Ne Zaman Okudum?: 6 Aralık

Selam! 👋

Yine bir tiyatro oyunu ile karşınızdayım! Hem de pek eğlenceli, akıcı, bir çırpıda okunan bir oyun kitabıyla. 📜

Rus edebiyatının tüm ileri gelenlerini Paltosu'ndan çıkaran Gogol'un Evlenme ve Kumarbazlar adlı iki oyunun yer aldığı kitabı okurken sayfaları "Ne olacak şimdi?" diyerek, merakla çevirdim. 🙎

Önce, evlenmekten korkan, çevre baskısıyla evlenmesi aklına sokulan, zaten kendi düşünceleri de hep başlarının düşüncelerinden oluşan bir adamın, pek çok talibi olan bir kız ile olan gönül macerasını(!) anlatan Evlenme oyunu ile gülümsedim. Bu oyun eski Türk filmlerini hatırlattı bana. Erkek kahramanlar fesli, kadın kahramanlar ise feraceli olsa yadırgamazdım. 😊

Kumarbazlarda ise ava giderken avlanan bir kumarbazın hikayesini okudum keyifle. Sonunda Gogol beni de şaşırttı, karakteri de. Ruslar bu kumar, kumarbaz hikayelerini çok iyi anlatıyor bana kalırsa. Eh içlerinde olduğu için olabilir tabii. Bakınız: Dostoyevski.

Özetle geç kalmadan okuyun, bulursanız, şehrinizde bir tiyatroda oynuyorsa gidin bir de izleyin!

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇



16 Aralık 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Mihail Bulgakov - Köpek Kalbi



Künye:
Kitap Adı: Köpek Kalbi
Yazarı: Mihail Bulgakov
Yayınevi: Dedalus
Türü: Roman
Ne Zaman Okudum?: 4 Aralık

Selam! 👋

Şu Ruslar'da ne var hiç bilmiyorum çocuklar. Yoksa, zamanında bir peri, edebiyat yeteneği kazandıran, altın tozu ile dolu şişesini yanlışlıkla bu ülkenin üzerine mi boca etmiş uçarken? Rus edebiyatından okuduğum on kitaptan sekizi ortalamanın üzerinde, bir farklı, bir özel, bir güzel oluyor. 

Her zaman, Bulgakov ile tanışmam Usta ile Margarita aracılığıyla olacak diye düşünmüştüm. Oysa ki ilk okuduğum Bulgakov kitabı Köpek Kalbi oldu. Bana kalırsa güzel bir başlangıç oldu. Neden mi? Gelin anlatayım...

Kitabın başlarında bir köpeğin gözünden sıradan bir gün anlatılıyor. Her şey buraya kadar çok güzel. Hatta, "Ne güzel bakış açısı, bakalım bu köpekcik bize neler anlatacak?" diye düşünüyorsunuz. Ancak sonra bir adam, köpeğin karnını doyurup onu evine alınca işler de bakış açısı da değişip çeşitleniyor.  (Anlatıcıların değişmesi, aynı anda farklı anlatıcıların peydah olması kimi yerlerde çok doğru bir şekilde verilmemiş gibi geldi. Zira kafamı karıştırın, "Şimdi kim, ne anlatıyor?" dediğim çok küçük bölümler oldu. Ama bu sorun, çeviriden kaynaklı da olabilir, bilerek yapılmış da.)

Arka kapak metninde "yasaklı kitaplar" arasında yer aldığı söylenen roman, insanları hayvanlardan aldığı organlar ve dokularla gençleştiren bir doktorun, yaptığı son deneyde bambaşka bir sonuç ile karşılaşmasını ve bu deneyim sonuçlarını nasıl ödediğini konu alıyor. 

Obur ve tembel köpek Tombik'in evrimleşme sürecini okurken hem şaşırıp hem de bir sonraki sayfada neler olacağını öğrenmek için sabırsızlanacaksınız. 

Ben bir sonraki Bulgakov kitabım için şimdiden heyecanlanıyorum. Eğer siz de sıra dışı, özgün bir roman arıyorsanız Köpek Kalbi'ni okuyabilirsiniz. 

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇




27 Ekim 2016 Perşembe

Kitap İncelemesi: Aleksandr Puşkin - Byelkin'in Öyküleri


Selam!

Yepyeni öykülerle ve yepyeni bir kitap incelemesi içeriği ile karşınızdayım! 

İncecik bir kitap olmasına rağmen bitmeyen işlerim sebebiyle elimde azıcık sürünen Aleksandr Puşkin'in Byelkin'in Öyküleri'ni; mola verdiğim zamanlarda, yolda, yatmadan önce sızıp kalana kadar inatla okudum. Bitirir bitirmez da aklımda kalanları taze taze paylaşmak istedim. Bakalım neler hatırlıyorum?

Aleksandr Puşkin - Byelkin'in Öyküleri

Öncelikle bir anlaşalım; Puşkin zaten Rus edebiyatının en usta yazarlarından biri. Bunun yanı sıra hepimizin saygı duyduğu pek çok yazara da yol göstermiş. Bu açıdan üzerine çok konuşacak bir şey olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle "naçizane" fikirlerim arasında elbette ki "çok kötü" ifadeler olmayacak.

Puşkin'i ilk kez okumuyor olsam da daha önce okuduğum kitabı bir roman olduğu için aslında yeni bir deneyim oldu benim için. Kitap, yazarın çevresinden duyduğu gerçek öyküler oluştuğu için elbette ki baştan olumlu bir izlenim yarattı zihnimde. Zira, günlük hayatta gördüğü ya da duyduğu şeyleri yazan yazarlara ve gerçek hikayelere karşı bir zaafım var. Bkz: Sait Faik.

Öyküleri okurken bir yandan ailesini kaybettikten sonra mütevazi bir çiftlik hayatına geçiş yapan Puşkin'in hayatından küçük kesitler gördüm, bir yandan dönemin ilgi çekici ve merak uyandıran olaylarına şahit oldum. Zengin ve fakir genç kızlar, bir yerlere tutunmaya çalışan erkekler, hurafeler, entrikalar ve kumar masaları en temel konular arasında yer alıyor. "Şahane" ve "oldukça etkileyici" şeyler okuduğumu iddia edemeyecek olsam da her bir öyküden zevk aldım ve gerçekten bir şeylere tanık oluyormuş hissi yaşadım. Bu da benim için oldukça geçerli bir durum.

Unutmadan; kitabın "oyun içinde oyun" tavrı da çok hoş bence. Zira Puşkin girişte, kitaptaki tüm öyküleri Byelkin adlı birinin yazdığını not düşüyor. Bu da sıradan birinin gizli hikayelerini okuyormuş izlenimi yaratıyor. :)

İdefix'ten kontrol ettiğim kadarıyla kitabın şu an baskısı yok. Ya da umarım benim gözümden kaçmıştır. Ne olursa olsun Byelkin'in Öyküleri'ni gördüğünüzde hemen alıp benim gibi uzatmadan, birkaç saat içinde güzelce okuyuvermenizi tavsiye ederim.

Çok sevgiler!

2 Temmuz 2016 Cumartesi

Stanislaw Lem - Solaris


Merhaba!

Uzun bir aradan sonra bir bilim-kurgu romanı okumanın mutluluğunu yaşıyorum!

Eğer bir değeri ve niteliği varsa fantastik edebiyat ve bilim - kurgu kitapları okumak benim için çok keyifli bir hal alıyor. Ama 1544161 kez söylediğim gibi vampirli kitaplar okumayın çocuklar.

Öncelikle söylemem gerekir ki Stanislaw Lem ile Solaris sayesinde tanıştım. İlk kez kitabını okumamın yanı sıra, yazarın adını da ilk kez Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listesinde gördüm. İşte bu yüzden güvenilir kitap listelerini çok seviyorum!

Kitaba Goodreads'te 5 üzerinde 3 verdim. Ancak bu ortalama bir not olsa da bana göre hiç de fena değil. Sevdiğim kitapların hepsine 4 ya da 5 vermiyorum zaten. Bunu anlatmanın sebebine gelirsek; bazı kitapları sevsem de bir şeyleri eksik buluyorum. 

Solaris, hikayesi çok özgün ve başarılı bir kitap. Romanda, araştırma yapmak için Solaris adlı gezegene yolculuk yapan bir bilim adamının gezegende yaşadıkları kendi ağzından anlatılıyor. Gizemi çözülememiş, bir "canlı" olarak görülen okyanusun gezegene ve orada yaşayanlara etkileri bu bilim adamının ağzından çoğu zaman ruhsal çözümlemeler ile harmanlanıyor. Aslında temelde, insanın zaafları, başka dünyalara olan merakı ve pek çok psikanalitik durum yer yer üstü kapalı yer yerse oldukça açık şekilde anlatılıyor. Yani her şey buraya kadar çok iyi.

20. yüzyıl bilim kurgu edebiyatının başyapıtları arasına girmiş bu yapıtta benim kafamı karıştıran tek şey, bilimsel terimlerim fazlalığıydı. Bu durumun kitabın akışını bana göre oldukça karmaşık hale getirmesi, kitabı sevdiğim halde yine de istediğim tadı yakalamamı sağladı. Belki çok saçma ve kişisel bir yorum ancak burada kendi incelememi yaptığım için oldukça rahatım. Zira bu kitap üzerine bir inceleme yazsaydım tabii ki bu durumu es geçer ve onun gerçekten insan zihninin ve ruhunun derinlerini anlatma çabasını takdir ederdim.

O halde daha fazla yorum yapmayayım da kitap alıntıları konuşsun.

Stanislaw Lem - Solaris Kitap Alıntıları

"Bazı olaylar, gerçekten yaşanmış bazı olaylar korkunçtur tabii, ama daha da korkuncu hiç yaşanmamış, asla yaşanmamış olanlardır."

"Yalnızca İnsan'ı arıyoruz biz, başka dünyalara gereksinimimiz yok. Ayna gerek bize."

"Tek bir dünya, kendi dünyamız, yetiyor bize. Ama olduğu gibi de kabul edemiyoruz onu. Kendi dünyamızın ülküsel bir imgesi peşine koşup duruyoruz hep."

"Acılarımızın kaynağı kendimiziz."

"Güzelse eğer, anıların güzel olduğu için."

"Ölüp de gömülememek hiç mi hiç olağan dışı değil günümüzde."






10 Haziran 2016 Cuma

Vladimir Nabokov - Pnin



Yeni ve farklı karakterler ile tanıştığım kitapları çok seviyorum! Pnin de benim için o kitaplar arasındaki yerini aldı. 

20. yüzyılın en başarılı yazarlarından Nabokov'un daha önce Rua Dam Vale isimli romanını okumuş, çok sevmiştim. Pnin, ikinci Nabokov kitabım oldu. Okuduğum pek çok yorumda "Gülmem gerekiyormuş ama gülmedim." , "Eğlenceli değil aksine sıkıcı bir kitap." gibi pek çok yorum okudum. İşin özü ben de kitabın başında çok umutlu değildim. Biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. Hatta, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 kitap arasına nasıl girmiş diye de düşündüm. Ama sonra, Pnin'in özgün karakterini, farklı ve çözülmesi zor yapısını okudukça merakım arttı. Özellikle anlatıcı için "Kim yahu bu?" deyip durdum. 

Karikatür sayfalarındaki konuşma balonlarını atom bombası sanan, Amerikan popülerliğinden ve espri anlayışından hoşlanmayan, sırf daha az iş yapıyor diye bundan haz alıp, her gün kötü bir restoranda yemek yiyen Pnin'i çok sevdim! 

Not: Duyduğuma göre Rus asıllı Amerikalı Nabokov'un kendi kişiliğinden de küçük izler varmış Pnin'de. Zaten karakter, Rusya'dan göçmüş ve Amerika'da Rusça öğretmenliği yapıyor. 

Vladimir Nabokov - Pnin Kitap Alıntıları

"Dünyada insanların gerçekten sahip oldukları tek şey hüzün değil mi?"

"Deha, uyumsuzluktur."

"İnsanlık tarihi, acının tarihidir!"

"Pnin, diktatör bir tanrıya inanmazdı. Belli belirsiz, hortlakların demokrasisine inanırdı. Belki de ölülerin ruhları kurullar oluşturuyor, bunlar da oturumlarına hiç ara vermeksizin dirilerin yazgılarıyla ilgileniyordu."

"İnsanoğlu, çevresindekilerden uzak olduğu sürece hayatını sürdürür."

"Bir insanın şanssızlığının bir köpeğin mutluluğunu engellemesi için hiçbir neden yoktu."



9 Haziran 2016 Perşembe

Yevgeni Zamyatin - Biz


Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 kitap listesinde yer alan kitapları okumaya başladığımı söylemiştim. Biz de o listede yer alan ve pek çok yazara ilham vermiş bir bilim kurgu, anti-ütopya romanı. "Biz" olma yolunda, kişinin kendi benliğini, doğayla ve duygular ile olan ilişkisini nasıl yok edebileceğini gözler önüne seriyor. 

İsmi olmayan, sadece rakamlar ile tanımlanan, hayatları ve yapacakları sıkıcı ve sağlıksız bir matematiğe oturtulmuş insanları konu alan romanda, özgürlüğün ne kadar değerli ve özel olduğu bu ortamın kuralcı yapısı ile başarılı bir şekilde anlatılıyor. 

George Orwell'in 1984'ü gibi kötü ve karanlık bir distopyayı anlatan kitap hakkında biraz daha fikir edinmek için işaretlediğim kitap alıntıları nelermiş bir göz atabilirsiniz. :)

Yevgeni Zamyatin - Biz Kitap Alıntıları


"Seni korkutuyor çünkü senden güçlü. Nefret ediyorsun çünkü korkuyorsun. Seviyorsun çünkü iplerini eline alamıyorsun. İnsan sadece köle edemediğini sever."

"Alçakgönüllülük erdem, gurursa kusurdur. Biz Tanrı'dan, Ben Şeytan'dan gelir."

"Herkes içinde yalnız kalbiyle birlikte söküldüğünde dinecek büyüklükte bir acı mı taşır?"

"Gülerek, cinayet bile öldürülebiliyordu."