italyan edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
italyan edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2016 Perşembe

Kitap İncelemesi: Italo Calvino - Görünmez Kentler


Selam!

Geçtiğimiz gülerde; "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu" ile tanıştığım, Tezer Özlü'den bolca dinlediğim Italo Calvino'nun Görünmez Kentler kitabını okudum, bitirdim. Kitap, roman, öykü ve deneme türlerinin üçünü de kapsayacak özelliklere sahip. Yazarın, düşündürmeye meyilli dili ve kalemi bu kitapta kendini iyice gösteriyor. 

Kitabı okumaya başladığımda önsözlerin ne kadar faydalı ve bilgilendirici olabileceğini bir kez daha gördüm. Yayınevi öyle başaralı, açık ve kitabı-yazarı gerçekten tanıtan bir önsöz hazırlamış ki okurken uzunluğuna, detaylara hiç takılmadım. Zira anlaşılması çok da kolay olmayan, yoruma açık bu tip kitaplarda bir kılavuz benim için her zaman çok önemli oluyor.

Calvino'nun Marco Polo ve Cengiz Han'ı bir araya getirdiği, Polo'nun zihnindeki kentleri bu büyük Han'ın zihniyle çarpıştırdığı Görünmez Kentler'de her şehir bir duyguyu, ruh halini anlatıyor. Yaptığımız hataları, düştüğümüz boşlukları hepsi birer suçmuş gibi gerçekte var olmayan kentlerin üzerine atıyor. Bize de düşünmek, tartmak, altını çizdiğimiz bölümleri tekrar tekrar okumak kalıyor.

Benim bu kitapta en sevdiğim, üzerine en çok düşündüğüm bölümleri burada bulabilirsiniz.

Çok geç kalmadan bu kitabı okuyun olur mu? Ben fırsatım olursa belki bir daha okur, bambaşka şeyler anlarım diye şimdiden hevesleniyorum.

Not: Görünmez Kentler ile Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listeme de dönmüş oldum yine. 


Kitap Alıntıları: Italo Calvino - Görünmez Kentler



Selam!

Calvino'nun Görünmez Kentler kitabı bitti. Italo Calvino; sözleri ve felsefik yaklaşımlarıyla kentleri duygularla nasıl bağdaştırmış iyice gösteremem belki ama kitapta altını çizdiğim bölümleri aşağıya bırakıp kitabı okumanız için sizi heveslendirebilirim bence. :)


Görünmez Kentler Kitap Alıntıları

"Göz, şeyleri görmez, başka şeylerin anlamını yüklenmiş şeylere ait şekiller görür."

"...daha iyi anımsanmak için hep aynı kalmak ve hareketsiz durmak zorunda olduğundan, Zora eridi, çözüldü ve yok oldu.Yeryüzü unuttu onu."

"Her yeni kente geldiğinde yolcu, bir zamanlar kendisinin olduğunu artık bilmediği bir geçmişini bulur yeniden: artık olmadığın ya da sahip olmadığın şeyin yabancılığı, hiç senin olmamış yabancı yerlerin eşiğinde bekler."

"Başka yer, negatif bir aynadır. Yolcu sahip olmadığı tenhayı tanır, sahip olmadığı ve olmayacağı kalabalığı keşfederek."

"Bir kentte hayran kaldığın şey onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil, senin ona sorduğun bir soruya yanıttır."



"Yalan, sözlerde değil şeylerdedir."

"Ve beyin başka yüz hatlarını, başka ifadeleri kabul etmeye yanaşmıyor: rastladığı bütün yüzlere eski izlerin damgasını vurup her birine en uygun maskeyi buluyor."

"Belki de dünyadan geriye çöplüklerle kaplı belli belirsiz bir yer, bir de Yüce Han'ın sarayının asma bahçesi kaldı. Onları birbirinden ayıran bizim göz kapaklarımız, ama hangisi içeride hangisi dışarıda belli değil."

"Anlatıya yön veren şey, ses değil kulaktır."



8 Ağustos 2016 Pazartesi

Mario Puzo - Baba


Selamlar!

Hem kitabı hem de film uyarlamasıyla yere göğe sığdırılamayan ve övgüleri toplayan meşhur kitabı nihayet bitirmiş bulunuyorum. Hazır bilgilerim ve hissettiklerim tazeyken de Baba hakkındaki yorumlarımı sizinle paylaşmak istiyorum.

Kitap, İtalyan mafya babası Don Corleone'nin ailesini, diğer Sicilyalı "aileler" ile olan ilişkilerini tüm çıplaklığıyla anlatılıyor. Bizim gibi sıradan insanların aklının almayacağı suç ve ceza yöntemleri, haksız yoldan para kazanma yolları, geleneksellemiş ve insanlıktan çıkmış bir grupta kendi çıkarı için her şeyi yapabilecek insanları ile Baba, tam manasıyla "uç" bir kesimin yaşantısını okuyucuyla buluşturuyor. 

Kitabı okurken ailesine olan düşkünlüğü, vefakarlığı ve iyi niyeti yüzünden Don Corleone'ye hayran oluveriyorsunuz. Sonra soğukkanlı bir davranışı, kadınlara olan bakışı nedeniyle bir anda soğuyup hayret edebiliyorsunuz. Yani Baba ve ailesini bir yandan sevip bir yandan da nefret ediyorsunuz. En azından kitabı okurken ben böyle hissettim. 

Ama ne olursa olsun bu kitap, verdiği hayat dersleriyle ve muazzam kurgusuyla oldukça etkileyici. Mario Puzo'nun etkin ve akıcı bir üsluba sahip olduğu tartışılamaz. 

Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 kitap listesinde de yer alan kitabı, farklı bakış açılarını görmeniz için mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Şimdiden keyifli okumalar!


28 Temmuz 2016 Perşembe

Italo Calvino - Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu


Merhaba!

Bugün İtalyan edebiyatının ünlü yazarlarından Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu kitabından bahsedeceğim. Kitabı dün bitirdim ve hala etkisindeyim. Öyle ki; şu an okuduğum kitaptaki -Karanlığın Yüreği- hikayenin öncesinde sanki Calvino'nun romanının izleri varmış gibi hissediyorum kimi zaman.

Öncelikle belirteyim, bu benim ilk Calvino kitabım. Calvino, Tezer Özlü nedeniyle okumayı çok istediğim bir yazardı ve ilk hangi kitabını okuyacağıma bir türlü karar veremiyordum. Sonra Ölmeden  Önce Okunması Gereken 1001 Kitap arasından kendime bir liste yaptım ve tesadüfen içerisine bir Calvino kitabını da ekledim. İyi ki eklemişim. 

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, ucu bucağı olmayan, içerisinde pek çok aforizmayı barındıran bir kitap. Satın aldığı romanı baskı hatası nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalan ve doğru baskıyı satın almak için uğraşırken kendini 10 farklı romanın içinde bulan bir okurun hikayesini anlatıyor Calvino. Okurken kimi zaman heyecanlanacak, kimi zaman da geçmiş sayfalara dönme ihtiyacı duyacaksınız.

Uzun süre sonra bu kadar özgün ve farklı bir kitap okuduğum için çok mutluyum. Umarım Calvino'nun diğer kitaplarını da bu kadar çok severim. 

Kitap hakkında ipucu verip tadını kaçırmamak için sizi kitap alıntıları ile başbaşa bırakıyorum. :)

Italo Calvino - Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu Kitap Alıntıları

"Hayat bir koku alışverişinden başka bir şey değil."

"Dünya parçalanıyor ve beni de kendi çözülmesinin içine çekmeye çalışıyor." 

"İnsan adını değiştirmeyi başaramadığı gibi geçmişini de değiştiremez."

"Bütün öykülerin vardığı sonuç şudur: İnsan tek bir hayat yaşar, tek bir tane; dokunmuş olduğu ipliklerin seçilemediği keçeleşmiş battaniye misali, hayat tekdüzedir, kendiyle aynıdır."

"Olmamış olması gereken bir şeyin ön­cesindeki ana döneceğiz diye saatleri ve takvimleri geri döndür­me takıntısına kafa yormanın manası yok."

"Okumak yalnızlıktır."

"Bütün öykülerin ana fikrinin iki çehresi vardır: hayatın devamı; ölümün kaçınılmazlığı."


18 Temmuz 2016 Pazartesi

Primo Levi - Boğulanlar, Kurtulanlar


Merhaba!

Primo Levi'nin "Bunlar da İnsan mı?" adlı kitabını okurken kahrolmuş, onun üzerine bir de Fethiye Çetin'in "Anneannem" kitabını okuyup kabuslar görmeye başlamıştım. Geçmişte kalan ama bir benzerleri günümüzde hala devam eden soykırımlar, işkenceler, katliamlar ve psikolojik savaşlar, beni derinden etkiliyor ve her gece kendimi, sevdiklerimi onların yerinde ya da onlarla görüyordum. 

Öyle ki "Bunlar da İnsan mı?" kitabının bir devamı sayılabilecek deneme kitabı "Boğulanlar, Kurtulanlar"ı son 40 sayfasında bıraktım. Dinlenip biraz daha iyi hissettikten sonra okuyacak, o sırada da başka kitaplara bakacaktım. Sonra o korkunç olaylar oldu. 15 Temmuz gecesi herkesin zihninde aynı kalacak ama yüreklerimizde bambaşka izler taşıyarak sonsuza kadar yaşayacak. Unutulmayacak. 

Belki saçma gelecek -zaten öyle ama- özellikle de bireysel olarak böyle bir zamanıma denk geldiği için, sanki onu çağırmışcasına vicdan azabı çektim o gece. Üzerinden bir gün geçti. Artık daha sakin -sakin değil daha sakin- olduğum Pazar günü de "Boğulanlar, Kurtulanlar"ı elime alıp ne pahasına olursa olsun bitirdim. Bir hesaplaşma ve kötü günleri bitirme seansıydı sanki. 

Böylece anladım ki okuduklarımız, hayatlarımızla eş. Kabuslarımız, korkularımız uzak değil. Levi'nin de düşündüğü üzere bir 3. Dünya Savaşı biz zavallı Avrupalılar için hiç de uzak değil. Her yanımız sarılı, bekliyoruz.

Kitabı anlatacak, yorumlayacak çok halim yok. Ancak 2. Dünya Savaşı, Alman ve Nazi ideolojisi hakkında, Hitler'in kurduğu o vahşi ortamda yaşamış bir Yahudi'nin yorumlarını merak ediyorsanız bu deneme kitabını okuyun derim. Primo Levi, bu konuda bana kalırsa çok iyi bir kaynak.

Hepimize sevgi ve huzur dolu günler diliyorum. 

Lütfen kendinize çok dikkat edin.

Nefret etmeyin, vahşileşmeyin.

Primo Levi - Boğulanlar, Kurtulanlar Kitap Alıntıları

"Her insanda ölçüsünü kendisinin de bilmediği bir güç kaynağı vardır. Bu güç kaynağı; kuvvetli, zayıf ya da hiç derecesinde olabilir ve ancak aşırı zor koşullar kişiye onu değerlendirme olanağı verir."

"Acının çocuğu zevk değil, acının çocuğu acı." 



12 Temmuz 2016 Salı

Primo Levi - Bunlar da mı İnsan?


Merhabalar!

2. Dünya Savaşı yıllarında, Nazi kamplarında yaşamış ve oradan kurtulduktan sonra yaşadıklarını insanlarla paylaşıp kendini gerçekleri ortaya dökmeye adamış Primo Levi'nin Bunlar da mı İnsan kitabı ile karşınızdayım.

Bunlar da mı İnsan'da Primo Levi, kendi ağzından, birebir yaşadıklarını anlatıyor. Bulunduğu Nazi kampındaki insan dışı muameleler kimi zaman insanın kanını donduracak cinsten. İnsanların yakıldığı fırınlar, toplu imhaların yapıldığı gaz odaları, ölüm yürüyüşleri, çalışamayacak duruma gelen insanların öylece gözden çıkarılmaları ve tabii insanlık dışı çalışma koşulları...  Bir hikayeden, kurgudan çok gerçekleri anlatması bana göre samimiyeti ve etkiyi ikiye katlamış. Üstelik Levi, yaşadıklarına rağmen tarafsız bir dil kullanmayı da başarmış. Öyle ki işkencelerden vahşileşen Yahudi dostlarını ve insanların da nasıl bambaşka kişiliklere büründüklerini, insanoğlunun zor durumlarda nasıl da vahşileşebileceğini tüm çıplaklığıyla anlatmış.

Siz ne düşünürsünüz bilmem ama ben bu kitabı çok beğendim. İnsanlık tarihinin en vahşi ve korkunç suçlarının işlendiği bu döneme karşı nedenini bilmediğim bir ilgim var. Belki de ondan.

 Sanırım bunca vahşetin nasıl yapılabileceğini algılamak için bu konuyu daha çok okumak ve izlemek istiyorum. Hoş, sonuç hiçbir zaman olmayacak ve bunun mantıklı bir açıklaması olması da imkansız. Sadece "Neden?" diye sormaya devam edeceğiz. Ama iyi haber; yazarın şu an elimde bulunan Boğulanlar ve Kurtulanlar adlı deneme kitabında bu nedenler, sonuçlar, ikiyüzlülükler çok iyi bir şekilde ele alınıyor. En azından biraz daha bilinçlenmek isteyenler onu da okuyabilir.

Hatta birazcık beklerseniz birkaç güne onun da kısa özetini (bu özet de olmuyor aslında ama) sizlerle paylaşacağım.

Takipte kalın!

Primo Levi - Bunlar da mı İnsan? Kitap Alıntıları

"Tam bir mutluluğu gerçekleştirmenin imkan dışı olduğunu er geç herkes öğrenir."

"Umutsuz anlarda bile insanın kendine sığınacak bir köşe, çevresine ince de olsa bir savunma duvarı örmek yeteneği şaşılacak kadar büyük."

"Yaşamanın anlamı için duyulan inanç, insanın etindeki tüm sinirlere kök salmıştır, insan doğanın bir parçasıdır."

"Anlamsız insan yaşantısı yoktur ve her yaşantı incelenmeye değer."

"Tarihte olsun, bugünkü yaşamda olsun, vahşi bir yasa var tanınması gereken: "Varlıklıya verilir, yoksuldan alınır."

"İnsanoğlunu mahvetmek onu yaratmak kadar güç."