Okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2019 Perşembe

Sıradan Bir Gün - Mark Janssen

Küçük bir çocuğun sıradan bir günde neler yapabileceğini hayal ettiniz mi? "Hayal etmeye gerek yok, en fazla ne yapabilir ki?" diye düşünüyorsanız size bıyık altından gülmek durumundayım. 😉

Bir çocuk gün içerisinde parka gidebilir, yüzebilir, hayvanları izleyebilir, elma yiyebilir, yeni giysilerini deneyebilir... Ama bunları yaparken onun içerisinde bulunduğu dünyayı hangi yetişkin tahmin edebilir?

İsmiyle ters köşe yapan Sıradan Bir Gün'de Mark Janssen'in küçüklerin sıradan eylemlerini nasıl geniş bir hayal dünyasında yaşayabildiklerini, yaşayabileceklerini görebilirsiniz. 🎪 

Mark, o an kendi bile farkında olmadan en sıradan şeyi bile güzelleştiren miniklerin sihirli dünyalarını öyle güzel renkler ve çizimler ile betimlemiş ki hayran olmamak mümkün değil. 

Biz Can ile geçtiğimiz günlerde en baştan, çizimlere uzun uzun bakarak bitirdik Sıradan Bir Gün'ü. Önümüzdeki günlerde kim bilir kaç kez, her birinde bambaşka şeyler keşfederek okumaya da devam edeceğiz. 📚



Bunları da Seversin!



Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

Instagram 📷


Goodreads 📚




10 Temmuz 2018 Salı

Haziran Ayında Okuduğum Kitaplar - 2018

Selam! 👋

Harika kitaplar ile tanıştığım, okumaya epey vakit ayırabildiğim, edebiyat ile ilişkimi yeniden güçlendirdiğimi düşündüğüm bir ayı geride bıraktım. Temmuz ayında da bu performansımı devam ettirmeyi umuyorum. 😇

Bu ay yine ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesine sardım. Bu nedenle elimde olmayan ama okumayı da çok istediğim kitapları da almayı beklemeden e-kitap olarak okuyup bitirdim. (Yani bu ay okuduğum tüm kitaplar 1001 kitap listesinden)Yukarıda da söylediğim gibi gerçekten harika kitaplar ile tanıştığımı düşünüyorum. O yüzden hemen listeye geçelim!

2018 Haziran Ayında Okuduğum Kitaplar

Bahçede Eğlence - Katherine Mansfield

Uzun süredir elimde olan ama okumaya bir türlü fırsat bulamadığım "Bahçede Eğlence", ünlü yazar Katherine Mansfield'in öykülerinden oluşuyor. Kısa, yalın, çok özgün olmasa da keyifle okunan kitap, kategorize etmeyi sevenler için bir yaz kitabı olarak tanımlanabilir. 
Doktor Moreau’nun Adası - H.G Wells

Hayvan deneylerine vurgu yapan "Doktor Moreau’nun Adası", hızlıca ilerleyen bir bilim kurgu romanı. Bir deniz kazası sonucu esrarlı bir adaya düşen ve burada mahsur kalan bir adamın hikayesini konu alan Doktor Moreau’nun Adası'nı kolayca okuyup bitirebileceğiniz, heyecanlı bir kitap olarak özetleyebilirim. 

Ben, Robot - Isaac Asimov

Ayın bir diğer bilim kurgu romanı "Ben, Robot" ile ilk Isaac Asimov kitabı mı da okumuş oldum. Robotlara çok farklı anlamlar yüklenebileceğini, robotların hayatımızda nasıl bir yer alabileceğini, bize nasıl etki edebileceklerini anlatan çok yaratıcı hikayeler okuyacağınızı garanti ediyorum! 🤖

Oblomov - Ivan Gonçarov

Kurgusu, akışı ile okuduğum en iyi kitaplar arasına giren "Oblomov", boşuna klasikler arasına girmemiş. Uyuşuk, yaşama tutunmak isteyen ama bir yandan da harekete geçemeyen, saf bir adamın hikayesinin anlatıldığı roman ile hayatıma "Oblomovluk" diye bir kavram girdi. Bu kavramı kitabı okuduğunuzda çok daha iyi anlayacak, zaman zaman bu adamın bitmeyen rehaveti yüzünden sinirlenip ona acımadan da yapamayacaksınız. Romanın almak isteyene güzel dersler verdiğini eklemeden geçemeyeceğim.


Martin Eden - Jack London

Oblomov'un ardından onun tam zıttı bir karakter ile tanıştım: Martin Eden. Yazmak, yazdıklarıyla para kazanmak uğruna pek çok şeyden vazgeçen, kimi zaman beş parasız kalan ama asla pes etmeyen bir yandan da aşık olduğu kadının peşinde savrulan bu adamın hayata bakışı sizin de bazı fikirlerinize etki edebilir. Kitabın sonunda yaşananlar ise Oblomovluk mu yoksa Martin Edenlik mi daha doğru şeklinde bir kıyaslama yapmanıza neden olabilir. Hoş ikisinin arasında bir yaşamı tercih edenler çoğunlukta olacaktır bence. 


Damızlık Kızın Öyküsü - Margaret Atwood

Son günlerde dizisi nedeniyle epey popüler olan "Damızlık Kızın Öyküsü"nü ben de uzun zamandır okumak istiyordum. Konusunu anlatıp çok fazla tüyo vermek istemiyorum ama Atwood'un değinmek istediği konu çok hassas ve kurduğu distopya gerçekten tüyler ürpertici.

Amok Koşucusu - Stefan Zweig

Kısacık, bir günde okunup biten, sürükleyici bir hikaye "Amok Koşucusu". Bayıldığımı söyleyemem ama Zweig seven okurları da hayal kırıklığına uğratmayacaktır. 

Bunları da Seversin!



Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

13 Haziran 2018 Çarşamba

Nisan - Mayıs Aylarında Okuduğum Kitaplar - 2018

Selam! 👋

Tıkanma ve Yavaş Adam'ı e-kitap olarak okudum. Bu nedenle görsellerini paylaşamadım. 
Her ne kadar blogu boşlasam da en azından ay ay okuduğum kitapları paylaşmaya, onlar hakkında birkaç cümle yazmaya çalışıyorum. Geçtiğimiz iki ay okuma motivasyonum biraz düşüktü. Mayıs sonu gibi yeniden şevkle okumaya başlasam da bu iki ayda okuduğum kitaplar 2018 Mart ayında okuduğum kitapların sayısını geçemedi. Umuyorum ki bunlar 2018'in en az kitap okuduğum ayları olur. 

2018 Nisan Ayında Okuduğum Kitaplar




Tüm Ders Notları - Ferit Edgü

Hakkari'de Bir Mevsim'i okuduğumdan beri Ferit Edgü'ye karşı bitmeyen bir hayranlığım var. Tüm Ders Notları da yazarın günlük hayatında tuttuğu, deneme tadındaki notlarının yer aldığı bir kitap. 
Hayata, özellikle de yazmaya dair pek çok anekdotun bulunduğu bu eserde altını çizecek, bakış açınızı değiştirecek pek çok bölüm bulabilirsiniz. 





Kibritleri Çok Seven Küçük Kız - Gaetan Soucy

Goodreads'te bu kitap için "Kapağına bakınca sevimli bir kız çocuğuyla ilgili, sıcak bir hikaye okuyacağımı düşünürken hiç aklımın ucundan geçmeyecek, çok etkileyici bir hikayeyle karşılaştım. Etkilenilmemesi mümkün olmayan bir kitap bana göre." yazmışım. Konunun özgünlüğünü, sürprizini bozmamak için detay vermek istemiyorum ancak farklı bir kitap okumak istiyorsanız şiddetle tavsiye ederim. 

Tıkanma - Chuck Palahniuk

En son 2015'in Ekim ayında Palahnuik okumuşum. (Bir Haz Markası) Bu kadar uzun zaman sonra oldukça sert durumların altını çizen bir kitabına kolayca adapte olduğuma göre kendisiyle epey samimi olduğumu düşünüyorum. Bir seks bağımlısının hayatını konu alan kitapta yine yaşamın en dip ve en gerçek noktalarına parmak basmış yazar. Mükemmel değil ama uyandırıcı. 

2018 Mayıs Ayında Okuduğum Kitaplar

Sarı Sıcak - Yaşar Kemal



Sarı Sıcak sayesinde Yaşar Kemal'in Anadolu taşan kaleminden çok güzel öyküler okudum. Romanın nasıl olması gerektiğini öğrendiğim yazarın öyküleri de de romanları kadar başarılıydı. Bakalım bir sonraki Yaşar Kemal kitabım ne olacak? 

Yavaş Adam - J.M Coetzee

Bir kaza sonucu sağ bacağını kaybeden bir adamın yaşadıklarını anlatan romanı severek okudum ancak tam manasıyla etkilenmemi engelleyen bir şeyler vardı. Sanıyorum oldukça gerçekçi olan konunun kimi yerlerde hayali bir hale bürünüp genel anlamıyla romanın gidişatında yarattığı farklılıklar nedeniyle bu hisse kapıldım. Bu durum başka kişilerin hoşuna gitmiş olabilir tabii. Tamamen anlık bir zevk meselesi de olabilir. 

Son iki ayda okuduğum kitaplar bu kadarcıktı. Haziran ayında hem modern hem de dünya klasiklerinden çok başarılı kitaplar paylaşacağım sizinle.

Takipte kalın!

Sevgiler!  

Bunları da Seversin!



Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

Instagram 📷


Goodreads 📚

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Mario Puzo - Baba


Selamlar!

Hem kitabı hem de film uyarlamasıyla yere göğe sığdırılamayan ve övgüleri toplayan meşhur kitabı nihayet bitirmiş bulunuyorum. Hazır bilgilerim ve hissettiklerim tazeyken de Baba hakkındaki yorumlarımı sizinle paylaşmak istiyorum.

Kitap, İtalyan mafya babası Don Corleone'nin ailesini, diğer Sicilyalı "aileler" ile olan ilişkilerini tüm çıplaklığıyla anlatılıyor. Bizim gibi sıradan insanların aklının almayacağı suç ve ceza yöntemleri, haksız yoldan para kazanma yolları, geleneksellemiş ve insanlıktan çıkmış bir grupta kendi çıkarı için her şeyi yapabilecek insanları ile Baba, tam manasıyla "uç" bir kesimin yaşantısını okuyucuyla buluşturuyor. 

Kitabı okurken ailesine olan düşkünlüğü, vefakarlığı ve iyi niyeti yüzünden Don Corleone'ye hayran oluveriyorsunuz. Sonra soğukkanlı bir davranışı, kadınlara olan bakışı nedeniyle bir anda soğuyup hayret edebiliyorsunuz. Yani Baba ve ailesini bir yandan sevip bir yandan da nefret ediyorsunuz. En azından kitabı okurken ben böyle hissettim. 

Ama ne olursa olsun bu kitap, verdiği hayat dersleriyle ve muazzam kurgusuyla oldukça etkileyici. Mario Puzo'nun etkin ve akıcı bir üsluba sahip olduğu tartışılamaz. 

Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 kitap listesinde de yer alan kitabı, farklı bakış açılarını görmeniz için mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Şimdiden keyifli okumalar!


21 Şubat 2016 Pazar

Ferit Edgü - Leş (Toplu Öyküler)


Merhaba!

Uzun bir süredir kitap incelemesi içeriği paylaşmadığımı fark ettim. Zamansızlık ve azıcık da tembellik işin içine girince blogu da ihmal ediyorum. Ancak elimde çok değerli bir öykü kitabı olunca, üstelik bu öykü kitabı canım Ferit Edgü'nün basılmış tüm öykü kitaplarından oluşuyorsa tembellik etmenin hiç de doğru olmayacağını düşündüm. Bu içerikte sizlere Ferit Edgü'nün Leş isimli toplu öyküler kitabını anlatacağım. Baştan söyleyeyim, çok adil, çok tarafsız olamayacağım. :)


Tarafsız olamamamın sebebi Hakkari'de Bir Mevsim ile başlayan Ferit Edgü hayranlığım. Leş'e kadar başka bir kitabını okumadığım halde bu kitabın üzerimde öyle baskın bir etkisi oldu ki yazara büyük bir sempati duyuyorum. 

"50 Kuşağı" adı verilen ve 50'li yılların başında Türk öykücülüğüne yepyeni formlar getirmeye heveslenmiş yazarlar arasında yer alan Edgü'nün değişimini ve öykülerinin seyrini izlemek için çok uygun bir kitap Leş. 1953-2002 yılları arasında yazılmış ve yayınlanmış öykü kitapları, yazarın isteğine göre yeniden eskiye doğru kronolojik olarak sıralanmış. Ben eskiye döndükçe daha çok sevdim öyküleri. Favori öykülerim Çığlık kitabındakiler oldu. Doğu Öyküleri de bir o kadar etkiledi.

Kitapta dikkatimi çeken bir diğer şey de kısa öykülerdi. Kısacık ama çok şey anlatan bu öyküler, Edgü'nün eskiden yeniye farklı anlatım şekilleri denemesinin bir sonucuydu sanırım. 



Özetle; kendinize bir öykü ziyafeti çekmek istiyorsanız Leş'i mutlaka okuyun!

Leş'te Yer Alan Öykü Kitapları
Do Sesi
İşte Deniz, Maria
Doğu Öyküleri
Çığlık
Bir Gemide
Av
Devam
Bozgun
Kaçkınlar

Kitaptan Alıntılar

"Güç olan ölüm değil.“ dedi. "Ölüme yaklaşırken anlamak. Düşün, bir kör olarak yaşıyorum ve gözlerim ölmeden açılıyor. Korkunç bir şey bu."

"Sözcükleri bilmek, güçlerine inanmak ve onları yerli yerinde kullanmak gerek."

"Her zaman aramak gerek. Her zaman. Bulduğunda bile. 

Yeniden aramaya koyulmak gerek. Başka nasıl yol alınabilir?"

"Her ölüm bir hiç uğrunadır. Bana sorarsan."

"Doğu'da herkes görevini yapmakla yükümlüdür. Soru sormadan. Bakıp görmeden. Özellikle sormadan ve görmeden".













2 Şubat 2016 Salı

Ocak Ayında Okuduğum Kitaplar


Yılın ilk ayı hedeflerimin azıcık altında kitap okusam da genel olarak sevdiğim, bana güzel şeyler anlatan kitaplar okuduğum için ne olursa olsun mutluyum. 2016'ın ilk ayında okuduğum 11 kitabı, -İşte Öyle Hikayeler'i fotoğraflamayı unutmuşum- neden bilmiyorum en son okuduğum kitaptan başlayarak anlatasım var. Gelecek ay nasıl olur bilmiyorum. :)

Not: Bu arada Goodreads hesabımdan beni takip ederek okuduğum kitapları ve yaptığım değerlendirmeleri görebilirsiniz. 

*Gülten Akın - Kırmızı Karanfil (YKY) 
Güzel kadın Gülten Akın'ın 1956-1971 yılları arasında yazdığı şiirlerin yer aldığı Kırmızı Karanfil, ince bir hüznün buram buram tüttüğü bir kitap. Ceylan Ertem'in sesinden dinlemeyi çok sevdiğim meşhur Deli Kızın Türküsü şiirinin de yer aldığı kitaptaki en sevdiğim şiirleri ve dizeleri ayrı bir içerikte sizinle paylaşacağım.
"Benim bir nokta kırılmışlığım, gözlerimin ardında büyür." - Gülten Akın / Rüzgar Saati
*Yalçın Tosun - Dokunma Dersleri (YKY)
Goodreads yorumumu da yazdım; Yalçın Tosun'un bu güzel öykü kitabı, aşkla, tutkuyla, cinsellikle ve masumiyetle altı çizilmiş dokunma dersleri veriyor. Öykülere doyamayan ben nasıl mest oldum siz düşünün. 
"Öyle utangaç bir çocuktum ki, dünyadan özür diler gibi gülüyordum." - Yalçın Tosun / Dokunma Dersleri
*İşte Öyle Hikayeler - Rudyard Kipling (İş Bankası)
Çocuklar için yazılmış İşte Öyle Hikayeler, Kipling'in hayal gücüyle yanıtladığı masalımsı, gerçeküstü öykülerden oluşuyor. Benim çok sevemediğim kitabı, bir çocuk okusa ne düşünürdü çok merak ediyorum ama. :)



*Bilge Kayabalığı - M.E Saltıkov Şçedrin (Helikopter)
Hayal kırıklığına uğradığım bir kitap oldu Bile Kayabalığı. Bana hediye olarak gelen kitap Rus yazar Şçedrin'in masallarından oluşuyor. Masallar, kimi zaman hayvanlar üzerinden topluma ve kişilere gönderme yapıp ders çıkarmamız için yazılmış. Ancak art arda sıralanan hikayelerin toplamda bir bütün olması ve dil ile kurgu bütünlüğü öyle zayıftı ki kendimi kaptıramadım hiç. Yine de içinde çok sevdiğim iki öykü oldu.
"Eğer insanlar hoşnutluk içinde yaşıyorlarsa onlara neden polis gereksin ki?" Şçedrin - Bilge Kayabalığı
*Oliver Twist - Charles Dickens (Engin)
Çocukluğumda sürekli Tom Sawyer ile karıştırdığım Oliver Twist'in hikayesini öğrenmeyi uzun zamandır istiyordum. Zavallı çocukcağızın maceralı hayat hikayesini okurken heyacanlandım, hüzünlendim, sinirlendim. Pek çok duyguyu aynı anda yaşadım. Sanırım klasiklerin tılsımı bu. Ben bu tip bir hikayeyi yeni ve çağdaş bir yazardan okusam çok sinir bozucu ve yapmacık gelirdi. Ama Dickens yazınca öyle olmuyor tabii.


*Budala - Dostoyevski (İletişim)
Gelelim fasulyenin faydalarına. Dostoyevski'nin yazdığı her şeyi okumak istiyorum. Öncelikle bunu belirteyim. Kurgusu, akışı, aralara kendi hayatından, özel fikirlerinden bir şeyler serpiştirmesi onun yazdıklarını güzelleştiren başlıca ögeler bana göre. Bir günü, kısa bir olayı sayfalarca anlatsa da sıkmayan, konu ve olay hakkında merakımı daima ayakta tutan bir yazar. Her yazdığı şeyde aynı şeyleri hissediyorum. Düşünün; bu kitabı Holbein'in İsa'nın çarmıhtan indiği sahneyi betimlediği bir resimden esinlenerek yazmış. İsa'nın mükemmel ve kusursuz insanlığını ve peygamberliğini 19. yüzyıl Rusya'sında bambaşka insanların içerisine atıvermiş. Ortaya da ironilerle dolu, düşündürücü bir roman çıkmış.
"Göreceksin: kadınlar zayıftır, anneler güçlüdür." - Julie Otsuka / Tavan Arasındaki Buda
*Tavan Arasındaki Buda - Julie Otsuka (Domingo)
Japonya'dan Amerika'ya büyük umutlarla gelen gencecik kadınların zengin ve yakışıklı kocalar yerine çökmüş, işçi ya da çiftçilik yaparak geçimlerini sağlayan, kaba adamlarla evlenmek zorunda kalmalarını konu alan kitapta öyle çok şey dokundu ki içime. Ancak anlatım tarzı çok genel olduğundan bir türlü yoğunlaşamadım. Farklı hikayelerin hepsini birden vermek istediği için yazar derin bir etki bırakamıyor bana göre. 


“Acaba, kalp kırılırken nasıl bir ses çıkıyor?” Yuri Oleşa - Kıskançlık 
*Kıskançlık - Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)
Sovyet düzenin metaforunun yansıtıldığı bir kitap olarak öne çıkan Kıskançlık'ta, kurgu ve insan psikolojisinin ele alınış biçimi daha çok ilgimi çekti. Yer yer kafamı karıştıran bölümler, olayları kopuklaştıran anlatımlar beni biraz yordu. ( Bir de Rus isimleriyle ciddi sorunlarım var.) Nabakov ve Bulgakov gibi yazarlarla karşılaştırılan bir yazar olduğu için Oleşa'nın kitabını çok sevmememin nedenini kendi kıt anlayışıma verip içimi rahatlatıyorum.

*Başka Dillerin Şarkısı - Karin Karakaşlı (Doğan Kitap)
Kitabın bazı yerlerini çok benimsedim, bazı yerlerinde "İyi de ne gerek vardı?" dedim. Bana hüzün daha ince, nazenin, aşırıya kaçmadan, kabak tadı vermeden anlatılmalı. Yine de bir sürü satırı işaretledim, en çok da şu soruyu sevdim: 
"Ne kadar uzun olabilir iki elin mesafesi?"

*Kağıt Ev - Dominguez (Jaguar)
Fazla söze gerek yok çocuklar. Kitapları seven herkes biraz olsun kendinden bir şey bulacak, mutlaka etkilenecektir.
"İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla." - Dominguez / Kağıt Ev
*Hah - Birgül Oğuz (Metis)
Bir hevesle ve merakla beklediğim kitabı okuduğumda beklentimi karşılayamadım nedense. Aslında böyle büyük beklentilere girdiğim için kendime kızıyorum bazen. Sevsem de kötü bulmasam da yine de kitabı zihnimde gerilere atmama sebep oluyor beklentiler. Muazzamı yakalayamayınca hayal kırıklığı yaşıyorum. Hah da öyle oldu benim için. 
“Pis faşistlerin göbekleri çatlamıştı işçi alanı içmekten ama ‘gün doğmuş hep uyanmıştık’.” - Birgül Oğuz / Hah







31 Aralık 2015 Perşembe

2015'te Okuduğum Kitaplar!



Yeni yıla saatler kala hepimiz geçen sene neler yapmışız, nerelere gitmişiz, neler dinlemişiz, neler izleyip neler okumuşuz diye geçmişe küçük yolculuklar yapıyoruz. Sağolsun bazı uygulamalar işimizi kolaylaştırıyor. Dünyanın en çok kullanılan sanal kütüphanesi Goodreads de 2015'de okuduğumuz kitapları verdiğimiz puanlara, sayfa sayılarına ve okuma zamanıza göre sıralayıp bir kitap tüneli haline getirmiş. :) 







Ben 2015'te 117 kitap okumuşum. Okuduğum kitaplar toplam 30.261 sayfaymış. Bu yıl okuduğum en kalın kitap bana kol kası yaptıran 1415 sayfadan ve 2 ciltten oluşan Poe'nun tüm öyküleri olmuş. En incesi de D&R'da ayaküstü okuduğum Dövüş Kulübü'nün çizgi romanıymış. :)

Okuduğum kitapları ve verdiğim puanları görmek için görsellere ya da aşağıdaki başlığa tıklayabilirsiniz. 




Tüm dileklerinizin gerçek olduğu, gönlünüzce okuyup yazdığınız, en sevdiğiniz şeylere ve kişilere bolca zaman ayırabildiğiniz harika bir yıl olsun! 

2016'da da okuyarak güzelleşelim millet! 

Sevgiler!



23 Haziran 2015 Salı

Orhan Pamuk - Kar Kitap Alıntıları


Orhan Pamuk - Kar Kitap Alıntıları


"İki türlü erkek vardır. Birincisi, aşık olmadan önce kızın nasıl sandviç yediğini, saçlarını nasıl taradığını, hangi saçmalıkları dert edindiğini, babasına neden kızdığını, onun hakkında anlatılan diğer hikaye ve efsaneleri bilmelidir. İkincisi ise, ben onlardanım, kız hakkında pek az şey bilmelidir ki aşık olsun."

"Yalnızlık bir gurur sorunudur, kendi kokusunun içine mağrur bir şekilde gömülür insan."

"Çünkü bir şeyin varlığına bu kadar aşkla inanmak ancak onun yokluğu konusunda bir şüphe, bir merak duymakla olur anlıyor musun?"

"Ben çok mutluyum şimdi. Kahraman olmak istemiyorum hiç. Kahramanlık düşü, mutsuzların tesellisidir. Zaten bizi gibiler kahramanlık yapıyorum diye ya birilerini öldürür ya da kendilerini."

"Kadınlar kazanma umuduyla intihar eder. Erkekler ise kazanma umudu kalmadığını görünce."


17 Haziran 2015 Çarşamba

Peride Celal - Üç Yirmi Dört Saat



Kısacık bir zaman diliminin arkasına saklanarak kocaman hikayeler, olaylar yaratan yazarları çok seviyorum. Satın alırken Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel'ini aklıma getiriveren ve gerçekten de temel olarak da bu kitaba çok benzeyen Üç Yirmi Dört saat, karakterlerin ruhuna kolayca sızmamızı sağlayan anılar, olaylar, rüyalar ve düşüncelerle dopdolu bir kitap.

Kendinizi birinin yerine koymak, gerçek hayattan rüyalara rüyalardan gerçek hayata geçişler yaparak sayfalar arasında kaybolmak istiyorsanız bu kitap tam size göre.

Her şeye rağmen kitabın beni daha da etkileyebileceğini düşünsem de Peride Celal'in kaleminin gerçekten akıcı olduğunu söylememde fayda var.

Peride Celal - Üç Yirmi Dört Saat Kitap Alıntıları


"Ben, sen, o öbürleri inandığında, hayaller gerçek olur. Güzel söz, Pavese büyük adam, onu oku faydalanırsın. Pavese'i oku, Camus'u oku, Sartre'i oku, oku, oku!"

"Özgürlük, kendin için olduğu kadar başkaları için de hak gördüğünde gerçekleşir. Güç şey özgürlüğü elde etmek. Uygulaması ile davranışlarımızı, sevgimizi, ödevlerimizi, insanlığımızı saptayan bir kavram özgürlük."

" Başarabilecek miyim? 'Neyi?' diye soracak olsalar, 'Yaşamayı' diyecekti."

"Bütün kötülüklerin, çaresizliklerin üstüne iyiliği, merhem gibi sürecek! Güçlü, inanmış birileri! Abartmalı söylevler, yalan sözlerle değil, doğrulukla, sevecenlikle, apaçık kurtuluşun nerede, nasıl olduğunu gösterecek, sevgiyle acıların, yaraların üzerine eğilecek. Evet birileri!"

"Bir yer vardı, yirmisinde, yirmisinden sonra. İnsanın durup deli aklını toplaması, boş, kolay bir yaşamdan sakınmak, korunmak için. O yeri aştın mı, ötesi kolay!"

"Neden her şeyi kendin sorar, kendin yanıtını verirsin? Yanlışın burada değil mi? Bırak, biraz da başkaları konuşsun, açsın sorunları, seni sana göstersinler yahu!"