15 Haziran 2015 Pazartesi

Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin


DEPO şu sıralar çok güzel bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Aziz Nesin'in hayatını anlatan, fotoğraf, afiş, çizim ve yazılardan oluşan "Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin" sergisi, yaşasaydı bugün 100 yaşında olacak sanatçının doğumundan ölümüne dek hayatını kesitler halinde görmenize olanak tanıyor.

Gidemeyecek olanlar için ben çektiğim fotoğraflarla minik bir kesiti sizlere sunuyorum. Ama İstanbul'da yaşıyorsunuz mutlaka gidip görün derim.

Her zaman olduğu gibi adresi ve giriş bilgilerini en aşağıya bırakıyor olacağım.

Sevgiler!







Aziz Nesin ve babası.


Aziz Nesin'in ortaokul karnesi





Aziz Nesin, Kemal Tahir ile...

Melih Cevdet, Yaşar Kemal ve Aziz Nesin.

Oya Nesin'den Aziz Nesin'e mektup. Kızının hatalarını kırmızı kalemle düzeltmiş.









Aziz Nesin'in çalışma odası...






 




 Tütün Deposu Tophane Nasıl Gidilir?

 
Haritanın dışında bir de bakkal tarifi verecek olursam:

Tophane, Kılıç Ali Paşa Camii'nin karşısındaki parkın önünden Karaköy'e doğru yürüyün. Yunuslu telefon kulübelerinin olduğu ve parkın bittiği sağdaki ilk sokağa girin. (köşede bir de kafe var) Yukarıya doğru çıkın. Yolun bitiminden sola doğru ilerleyin. Teraslı bir kafe göreceksiniz. İşte tam onun arasında DEPO. (Oh, valla anlattım.)

Giriş ücretsiz. Genel olarak her müze gibi Pazartesi hariç her gün açık. 11.00-19.00 saatleri arasında sergiyi dolaşabilirsiniz.

Gezmeyi bitirdikten sonra en üst kattaki bölümde yazarın kitaplarını okuyabilir, dilerseniz satın alarak Nesin Vakfı'na bağışta bulunabilirsiniz.

Şimdiden iyi eğlenceler!

Sevgiler!





12 Haziran 2015 Cuma

Sanki Şiir Gibi: Sylvia Plath Çizimleri


Şiirleri, ilk ve son romanı "Sırça Fanus'u (The Bell Jar), hayatı ve ölümüyle Sylvia Plath kimilerine göre bir idol, kimilerine göre ise güçsüz ve aciz bir kadın. Bana göreyse yaşamış, yazmış ve yolunu çizmiş, sağlam bir kadın. İntiharının ardında yatan bunalımı, yok olma ve yok etme isteğini anlıyorum sanırım.

Şairin -ve tabii yazarın- geçtiğimiz kasım ve aralık ayları boyunca Londra Mayor Gallery'de sergilenen çizimleri, bana kalırsa tıpkı şiirleri ve yazdıkları gibi Plath'in kişiliğinden ve tarzından izler taşıyor. Siz ne dersiniz?

Not: Çizimlerin arasına Sylvia'nın güzel şiirlerinden bölümler sakladım. Okumayı ihmal etmeyin.

Sylvia Plath Çizimleri





Sylvia Plath Şiirleri'nden Aşk Mektubu

Ağaç ve taş ışıldadı, gölgesiz.
Parmak uzunluğum cam misali şeffaflaştı.
Mart sürgünü gibi tomurcuklanmaya başladım.
Bir kol ve bir bacak, ve kol, bir bacak.
Taştan buluta, derken yükseldim.
Şimdi andırırım bir çeşit tanrıyı
Yüzerek havanın arasından ruh-vardiyamda
Bir buz tabla misali temiz. Bir armağandır bu.






Bu yıl, zaten, büyük bir hediye istemem. 
Ne de olsa sadece kaza eseri hayattayım. 






Toplanır küçük kuşlar, toplanır

Zor bir doğuma getirdikleri armağanlarıyla.



11 Haziran 2015 Perşembe

Ne Güzel Sürpriz: 98 Yıllık Kara Tahtalar


Oklahoma'daki bir lisede 98 yıl önce kullanılan kara tahtalar gün yüzüne çıkmış. Hem de üzerlerinde 1917'den kalma ders notları ve çizimlerle!

Hikayeyi baştan alacak olursak; Oklahoma'daki Emersan Lisesi yetkilileri, kara tahtalardan sıkılıp daha kullanışlı beyaz tahtalara geçmeye karar veriyor. Hal böyle olunca yeni tahtaların asılması için kara tahtalar yerlerinden sökülüyor. Tahtalar kalkınca altından 1917 yılından kalma eski kara tahtalar çıkıyor. İşin ilginç yanı bu tahtalar ders notları ve çizimlerle dolu!




Tıpkı günümüzdeki gibi o zamanlar eskiyen tahtalarını değiştirmek isteyen okul yetkilileri, tahtaları sökmekle hatta üzerindekileri silmekle uğraşmamakla böyle güzel bir sürpriz yaratacaklarını acaba tahmin edebilirler miydi?





İçimden bir ses bu bilinçli olarak yapılmış, çok ama çok ince ve güzel düşünülmüş bir hareket diyor. Umarım hayal ettiğim gibidir.

Kaynak: http://www.washingtonpost.com/news/morning-mix/wp/2015/06/06/eerie-chalkboard-drawings-frozen-in-time-for-100-years-discovered-in-oklahoma-school/?tid=pm_pop_b

TBT: İşte Benim Zeki Müren!

Şarkılara duygu veren
Çilelere göğüs geren
Dertli gönüllere giren
İşte benim Zeki Müren

Bugün Instagram'da sıkça kullandığımız " tbt (throwback thursday) " hashtagini bloga uygulamak istedim. Bunun için de 2014 Kasım ayında Yap Kredi Kültür Merkezi'nde sergilenmeye başlayan ve 20 Aralık 2014 tarihinde sona eren İşte Benim Zeki Müren sergisinden benim çok sevdiğim birkaç fotoğrafı sizlerle paylaşacağım.




Serginin dikkat çeken yanlarından biri usta sanatçının kıyafetleri ve eşyalarının da sergileniyor oluşuydu. Işıklandırma nedeniyle bu eşyaların çok fazla fotoğrafını çekemesem de yine de aşağıdaki fotoğrafta görkemli kıyafetlerinden birkaçını görebilirsiniz.



Müren'in hayat dolu fotoğrafları...




Hayranlarıyla Uludağ'da...


Usta isimlerle birlikte rol aldığı ve içinde şarkılarının da geçtiği filmlerden kareler...


 Bahçevan filminden bir kare.








Şoför filminden bir kare. Bu karede söylenen eğlenceli şarkı için tık tık! 



Serginin bir bölümü küçük bir sinema salonu haline getirilmişti. Burada Zeki Müren'in rol aldığı filmlerden kısa bölümler gösteriliyordu. Benim favorim Sadri Alışık'ın o kendine has ses tonu ve tavrıyla Zeki Müren'e hikayesi anlattığı sahne oldu. Aşağıdaki videodan sahneyi izleyebilirsiniz.






8 Haziran 2015 Pazartesi

Geçmişe Dönüş: Cihangir Savoy Pastanesi


Kafe ve kahveciler furyasına inat hala pastane kültürünü yaşatan mekanları çok seviyorum. Beni çocukluğuma döndüren pasta ve tatlıları, Kurtuluş'taki komşularımızı ve mahalle sakinlerini anımsatan ziyaretçileriyle Savoy, eski günlerimi yad etmek için sık sık gideceğim bir yer olacak sanırım.

Cihangir'de pek çok kez önünden geçip de uğramadığım pastanenin leziz mi leziz tatlı seçeneklerinin yanı sıra zengin bir kahvaltı menüsü de var. Biz öğleden sonra gitmemize rağmen kahvaltı servisi devam ediyordu. Domates, peynir, zeytin kahvaltısı yerine hamur işli kahvaltıları daha çok sevdiğimizden tercihimizi dereotlu kiş ve simit tostundan yana kullandık. 



Ardından sıra benim çocukken en sevdiğim tatlılara geldi: Milföy ve ballı pasta!



Ballı pastanın tadı hoştu ama maalesef o yeniden duymak istediğim tadı vermedi bana. Yine de milföy pasta hep aynı milföy pasta! Yalnız bir daha ki sefere böğürtlenli yemem zira aşırı ekşiydi. Kremasının tadını alabilmek için ufak bir böğürtlen ayıklama işlemi yapmak zorunda kaldım.



Size tavsiyem giderseniz mutlaka milföy pastanın tadına bakın. Bir de benim unuttuğum şu meşhur gofretlerinden de satın alın. Müdavimleri olduğu konusunda sıkı bir duyum aldım.


Eğer tercihinizi farklı bir lezzetten yana kullanmak isterseniz pek fazla seçenek mevcut. Dondurma, muhallebi ve puding çeşitleri, tuzlu ve tatlı kuru pastalar, tartlar, çikolatalar ve envai çeşit pasta arasından seçiminizi yaparken oldukça zorlanabilirsiniz.

Gelelim fiyatlara... Savoy'da ortalama bir kafede yiyeceğiniz tatlı fiyatlarına çok yakın bir ücretlendirme var. Üstelik Cihangir ve çevresindeki pek çok mekana göre de daha ucuz diyebilirim. Meşhur ballı pasta ve milföy 7.50 TL. Tavuk göğsü, kazandibi, krem şokola, keşkül, sütlaç gibi sütlü tatlılar 7 TL. 

Eğer siz de benim gibi tatlı düşkünüyseniz ve kafelerden sıkılmışsanız Savoy'a gitmenizi kesinlikle tavsiye ederim. 

Aşağıya adresi bırakıyor olacağım. Şimdiden afiyet, bal şeker olsun! :)