swannların tarafı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
swannların tarafı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2017 Çarşamba

Mekandan Ana Uzanan Hatıralar



"Eskiden bildiğimiz yerler, kendilerini kolaylık olsun diye yerleştirdiğimiz mekânlar âlemine ait değildirler sadece. O zamanlar ki hayatımızı oluşturan, birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler; belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler."
diye bitti Swann'ların Tarafı. Aklıma hemen annemle el ele yürüdüğüm pasaj içleri, Arnavut kaldırımları, okul yolu geldi. Her gün mutlaka bir kalem, bir kitap ile ödüllendirdiği okul çıkışlarımdan sonra, onları aldığı kırtasiyenin önünden geçişimiz, buram buram ekmek kokan; galetalar, anasonlu kurabiyeler, çeşit çeşit ekmekler ile doldurulmuş camekanlarıyla aklımda kalan fırına girişimiz, evimize, babaanneme gidişlerimiz...

Ermeni, Rum, Türk, Kürt insanların bir arada yaşadığı mahalleleri, sokakları ve caddeleri hatim edercesine ezberlemişim bu küçük hatıralar sayesinde. Günlük hayatın tekdüze alışkanlıkları ve ihtiyaçlarının karşılanmasından çok daha fazlasıymış her şey.

Ucuz parfüm kokusuyla sarılmış bir tuhafiyede o dantelleri, oyaları için renkli ya da bembeyaz iplikler alırken hemen girişte durup bir sokağa, bir karşımdaki yüzlerce düğme çekmecesine baktığım -irili, ufaklı, desenli, desensiz, kazakları, hırkaları süsleyecek düğmeler- ya da balık, peynir, çamur kokan pazarda yerdeki ıslak ve ezilmiş sebzeler üzerinden sekerek geçtiğim minicik zaman dilimleri belki de bugün beni ben yapan pek çok şeyin temeli.

Eski kokular, eski sokaklar, çocuklarıma gösteremeyeceğim yıkılan, bozulan evler yani özetle tüm hatıralarımı zihnimden bir sinema perdesine aktarmak isterdim.

Zaman, şimdi onlarca işi sıkıştırmaya çalıştığımız dapdar zaman, o günlerde öyle geniş, ferahtı ki. Belki de bu yüzden bu kadar değerli şimdi.

Kötü anıları çarçabuk silen bu korkak, ödlek, hassas zihnimde, iyi anıları biriktirmeye devam ediyorum. Ama Aydın Boysan'ın bugün okuduğum sözlerinde* olduğu gibi yarın olacakları ya da daha dünü hatırlamaktan çok, çocukluğumda yaşadığım, nasıl hatırladığımı bilemediğim anları korumak istiyorum ölene dek.

*"Dün akşam ne olduğunu unutuşum, bana vız gelir ama, dilerim ki o eski anılar, yaşadıkça zihnimden silinmesin." İstanbul'un Kuytu Köşeleri - Aydın Boysan

12 Mart 2017 Pazar

Yine Yeniden Swann'ların Tarafı, Masum, Küçük Kitap Alışverişi


Birkaç yıl önce, Keruac'ın Proust sevgisini de görüp heveslenerek Kayıp Zamanın İzinde serisini okumaya karar verdim. Serinin ilk kitabı Swann'ların Tarafı'nı, aklımın bir karış havada ve kim bilir nerelerde olduğu bir dönemime denk getirip okumuş olmalıyım ki diğer kitaplara geçecek motivasyonum olmadı.

Ama aklımın bir köşesinde de hep bu seriyi okumak vardı ve Proust'un bana katacağı şeyler için meraklanıp duruyordum. Nihayet o gün geldi. Proust'un baharı, yazı tasvir ettiği, güneş ışıklarını farklı açılardan odalara, pencerelere süzüverdiği bu kitabı; havaların iyileşmeye, güzelleşmeye yüz tuttuğu bir dönemde okumanın keyfi bambaşka oldu. Kitabın son sayfalarına geldiğim şu günlerde ise kararan, yağmuru çağıran hava ile karşılaşınca sanki Swann'nın mutsuz aşkına hüzünlendi Gaia.* 

Tüm bu romantikliklerimi ve varı yoğu kendi düşüncelerimin akışına yormalarımı bir kenara bırakırsak Swann'ların tarafının pek çok kişi tarafından sevileceğini düşünüyorum. En azından, zihnin en ince düşüncelerini hiç de zorlanmadan kaleme dökmüş, akıl ve kalp oyunlarını iyice anlayıp bize tüm riyakarlıkları ve düzenbazlıklarıyla anlatmış Proust'un önünde bir kez olsun saygıyla eğilmek gerekiyor. 

Aşkı, onun çıkarcı, masum, ikiyüzlü hallerinin tümünü enfes bir şekilde, sayfalarca, akıcı bir şekilde anlatmak, aşkın sadece romantik bir duygu olmadığını kolayca anlatmak öyle kolay bir iş değil. Sadece bu mu? Çocukluktan gençliğe adım atan bir delikanlının hayallerini ve bağlılığını, olgun insanların kıskançlık, ego gibi duygularla neler yapabileceğini de açıkça görmek, bu davranışlara gülümsemek de ayrı bir keyif. 

Serinin diğer kitaplarında her şeyin bambaşka bir boyutta ve daha iyi olacağını düşünüyorum. 

*Gaia: Yunan mitolojisinde doğa ana, yeryüzü tanrıçası.



Gerilmekten Bir Hal Olduk: Masum

Şubat ayında epey film izledik. Ay sonundan itibarense BluTV'nin İnternet dizisi Masum'a bağlandık. Uzun süredir oturup da dizi izlemeyeni, dizi izlemeyi vakit kaybı olarak gören bir çift olarak ağzımızın payını aldık. Her bir bölümü film tadında olan dizi bitmesin diye izlemeyelim dedik ama kaşla göz arasında final bölümünü de izledik. 

Dünyanın en yaratıcı finaline sahip olmasa da yaşattığı gerilim ve kafa karışıklıklarıyla Masum, uzun zamandır çekilmiş en iyi Türk dizileri arasında bence. (Diğerlerini pek bilmediğimden çok iddialı konuşmak istemesem de.)

Tek kötü yanı diziyi sadece BluTV üzerinden seyredebiliyor olmanız. Ama Torrent sitelerine bir bakmakta fayda var. Bir şekilde indirilip paylaşılmış olabilir. 



Gecikmeli de Olsa: Küçük Bir Bir Kitap Alışverişi 

Şubat ayı sonunda D&R'dan küçük bir kitap alışverişi yaptım. Aslında elimde okuyacak çok fazla kitap vardı ama o gün azıcık canım sıkkındı. Kargo bedava kampanyasını görünce bir süredir aklımda olan üç kitabı alıverdim. (Sonra da neden D&R'dan alışveriş yapmadığımı bir kez daha hatırladım. 3 kitabı sağ olsunlar 2,5 hafta sonra gönderdiler. )

İşte aldığım kitaplar:

1-Gılgamış Destanı
İnsanlık tarihine, ilk yazınlara ışık tutan, onları görmemizi sağlayan ve bugüne ulaşabilmiş her eser çok önemli. Listemde dikkatimi çekip duruyordu. "Vakti geldi." dedim ve ekledim sepete.

2-İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden
Yüz Kitap'ın tüm kitaplarını okumak, okumak, okumak istiyorum! Fikirlerine önem verdiğim birkaç kişi sayesinde haberdar olduğum şimdilik çok fazla kitap basmasalar da, epey meraklandıran işler başaran bu yayınevinden çıkan İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden'in yazarı Susan Sontag'dan "Grace Paley, beni güldüren, ağlatan öyküler yazıyor. Paley, kimseye benzemeyen komik, enerjik, sade ve hüzünlü bir sese sahip bir yazar." yorumunu almış. E okumak için çok yeterli ve geçerli bir sebep.

3-Kabuk
Bazı kitaplarla sürekli karşı karşıya geliyor. Çok seveceğimi hissedip okumak için doğru anı, doğru karşılaşmayı bekliyorum. O gün canın sıkkınken bana iyi gelebilecek kitaplardaydı aklım sadece. Ve elim, Goodreads'te okumak istediğim kitaplar arasına eklediğim Kabuk'a gitti almak için. Okuyunca çok severim umarım.

Şimdilik haberler bu kadar. 

Bir sonraki içerikte bakalım neler anlatacağım size... 

Sevgiler! 💙

 ............................................................................................................................

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

30 Temmuz 2015 Perşembe

Kitap Karakterlerinin Beslenme Alışkanlıkları



Dikkatli okurlar sevdikleri kitap karakterlerinin beslenme alışkanlıkları ve düzenlerini tabii ki bilir. Hatta onları hayal gücünde canlandırıp aynı sofrada otururmuşcasına zihinlerinde canlandırırlar. Fakat Dinah Fried çok daha iyisini yapıp bu öğünleri bizim için fotoğraflayıp bir albüm haline getirmiş. 


Fictitious Diches adını verdiği bu kitapta yer alan fotoğraflar sayesinde Oliver Twist'ten Çavdar Tarlasında Çocuklar'a, Alice Harikalar Diyarında'dan Moby Dick'e kadar pek çok kitapta yer olan sofralara, Dinah'ın hayal gücü ve bakış açısıyla konuk olabilirsiniz.


Alice'in Çay Partisine Davetliyiz: Alice Harikalar Diyarında



Fotoğrafa baktığınızda aklıma ilk gelen şey Alice'in koca popolu, beyaz ve telaşlı tavşanın peşinden düştüğü kalabalık ve dağınık çay sofrası oldu. Dinah beyaz tavşanın köstekli saatini ve iskambil kağıtlarını da unutmamış.

Tam Bir Amerikalı : Çavdar Tarlasında Çocuklar




Her öğünde sütü yanından eksik etmeyen ve sandviç canavarı olan klasik bir Amerikan gencinden hiçbir farkı olmayan Holden'ın öğünün fotoğrafında ise döneme ve kültüre uygun seçilmiş objeler de çok başarılı değil mi? 

Madlen Kek Olmadan Asla : Swannlar'ın Tarafı




Bu fotoğrafı görür görmez nasıl mutlu olduğumu tarif edemem! Zira Proust deyince benim zihnimde ilk canlanan simgelerden biri madlen kektir.

Azı Karar Çoğu Zarar: Oliver Twist 




Dickens'in muazzam romanında sefalet içinde yaşayan Oliver'ın bir öğününü tam da kitapta olduğu üzere net bir şekilde görebiliyoruz.

Ava Çıkmadan Handa Son Yemek: Moby Dick




Güneş yanığı tenleri, kaba saba kıyafetleri içinde birçok denizciye ev sahiliği yapan handa, gemiye ulaşmadan önce kahramanımızın yediği balık çorbası ve bira Dinah'ın objektifinden tabii ki kaçmamış.

Kerouac'ın Favorisi: Yolda



Görür görmez hangi kitaba ait olduğunu anladığım bir fotoğraf daha! Yolda'yı okuyan ve Beat kuşağına aşina olan pek çok kişi eminim benim gibi Jack Kerouac'ı küçük bir kafede mola verdiği ve kahve eşliğinde dondurmalı turtasını yediğini hayal etmiştir. 

Büyükbaba Peynirler Eridi: Heidi



Kitabından çok özellikle hafta sonları seyrettiğimiz çizgi filminden (dizisinden de diyebiliriz) hatırladığımız Heidi'de çocuk aklımla en çok sevdiğim şeylerden biri de o kocaman tekerlek peynirleri eritip ekmek ile birlikte yemeleriydi. İşte bu taze süt, peynir ve ekmek o yanakları öyle al al yaptı!




Ben en çok sevdiğim kitapları ve fotoğrafları kendi yorumlarımla sizinle paylaştım. Daha fazlası için www.fictitiousdishes.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Sevgiler!