11 Haziran 2018 Pazartesi

Uçaklı GAP Turu Maceramız: 1. Gün Hatay

Hatay, Antakya'da bir Türk Katolik kilisesinin bahçesi. Doğa kendi kompozisyonunu yaratmış. Bize de çekmek düştü. 💛
Selam! 👋

Geçtiğimiz ay uzun zamandır hayalini kurduğumuz seyahati nihayet gerçekleştirdik! Blogu takip edenler hatırlayacaktır; aslında geçen sene bu tur için yer ayırtmış, turun son anda iptal olması nedeniyle de yine son anda Karadeniz turuna katılmıştık. İyi ki de böyle denk gelmiş. Belki geçen sene diğer tur şirketi ile Güneydoğu'yu gezsek bu kadar keyif almayacak, güzel havalara denk gelemeyecektik.

GAP turu; hamileleğim boyunca gerçekleştirdiğim en uzun ve yorucu seyahat olmasının yanı sıra Can doğmadan önce yaptığım son uzun gezi olmasıyla da benim için çok özel. İyi ki bebeğimiz doğmadan bu uzun ve özel geziyi de yapmışız. Zira bu kadar yoğun ve yorucu bir programın bebekle rahatça gerçekleştirilebileceğine ihtimal vermiyorum. 🙈

Seyhan Nehri üzerinde uzanan Taş Köprü.
Tüm bu küçük detaylardan sonra gelelim turun detaylarına. Yolculuğumuz sabahın erken saatlerinde Atatürk Havalimanı'nda başladı. Buradan Adana'ya geçip tur grubumuzla buluştuk. Adana bu turda aslında bir nevi bağlantı noktasıydı. Bu nedenle şehri diğer şehirleri gezdiğimiz gibi detaylıca gezme fırsatı yakalayamadık. Sadece yol üzerinde bulunan Sabancı Camisi'ni ve Seyhan Nehri üzerinde bulunan Taş Köprü'yü fotoğraflamak için kısa bir mola verdik. Sonrasında istikamet Hatay'dı!

Hatay Arkeoloji Müzesi


Meşhur Şuppiluliuma heykeli.
Hatay'da ilk durağımız ise Hatay Arkeoloji Müzesi oldu. Çok dolu dolu ve harika eserler barındıran bu müzede şehrin kültürel tarihini en güzel örnekleriyle görmek mümkün. Heykellerden mezar kalıntılarına, mozaiklerden küçük objelere kadar pek çok arkeolojik eseri bu müzede inceleyebilirsiniz. Burada küçük bir dipnot iletmek istiyorum. Müzede çalışan herkes, özellikle de güvenlik görevlileri ziyaretçilere inanılmaz yardımcı oluyor. Siz sormadığınız halde "Bu tarafı atladınız, burada çok güzel mozaikler var." şeklinde yönlendirmeler yapan görevlileri görünce nasıl sevindim anlatamam.

Nehir tanrısı Okeanos'un yer aldığı bir duvar mozaiği.
Hatay Arkeoloji Müzesi'nin mozaik bölümünden bir kare.

St. Pierre Kilisesi


Arkeoloji Müzesi'nden çıkıp yine Antakya'da yer alan ve Hristiyanlar'ın ilk kilisesi olarak bilenen St. Pierre Kilisesi'ni ziyaret ettik. Kilise adını M.S 29-40 yılları arasında Hristiyanlığı yaymak için şehre gelip bu bölgeye yerleşen St. Pierre'den alıyor. St. Pierre aynı zamanda İsa'nın 12 havarisinden de biri.

Kilise oldukça yüksekte bulunan kayaların oyulmasıyla meydana gelen bir mağara içine yapılıyor ve zaman içinde gerçekleştirilen eklemelerle günümüzdeki halini alıyor.

St. Pierre Kilisesi girişi.
Hem tarihi hem mimari hem de dini açıdan oldukça önemli bir yere sahip olan mekan, 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından Hristiyan kişilerin haç noktaları arasına katılıyor. 

St. Pierre Kilisesi altar bölümünde yer alan sunak masası.

Sunak masası üzerinde yer alan ve 60'lı yıllarda yapılan St. Pierre heykeli.
Dini mekan, Hatay gezilecek yerler arasında oldukça popüler bir yere sahip ve farklı inançlara sahip insanlar tarafından epey ilgi görüyor.

Antakya Türk Katolik Kilisesi




Antakya, Anadolu'da pek çok bölgede olduğu gibi farklı inanç ve kültürlere sahip insanların bir araya geldiği bir şehir. Bu nedenle dini mekanların sayısı da oldukça fazla ve çeşitli. St. Pierre Kilisesi'nin ardından küçük bir Türk Katolik Kilisesi'ni de gezdik. Yolda okuldan çıkmış küçük çocukların içten selamlaşmalarıyla mutlandığımızı da söylemeden geçemeyeceğim. 😊



600 yıl sonra yeniden Antakya'ya gelen Katolikler tarafından önce küçük bir manastır şeklinde kurulan kilise, 1852 yılında izin alınarak bugünkü haline geliyor. Bu kilise ile birlikte bir de Katolik okulu inşa ediliyor. Şehir merkezinde yer aldığı için çarşı gezisi sonrası ya da öncesinde rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz. 

Hatay'da Ne Yenir?



Hatay mutfağı çok geniş ve zengin. Tek bir günde tüm lezzetleri tatmamız mümkün olmadığından en meşhur olan iki lezzete öncelik verdik. Tepsi kebabı ve künefe! Bu iki lezzet de hem İstanbul'a göre çok uygun hem de inanılmaz lezzetliydi.

Biz genel tavsiyelerin yerine magnet satın aldığımız bir esnafın tavsiyesi üzerine Asi Künefe'ye gittik. Tepsi kebabı sipariş üzerine sıcak sıcak hazırlanıyor. Bir porsiyon ile iki kişi rahatça doyar. Yukarıda gördüğünüz de bir porsiyonluk tepsi kebabı.

Künefe sıcak sıcak, altında küçük bir mum ile şerbeti cızırdayarak geldi. Koca bir dilim halinde, yanında sütle servis ediyorlar. Vaktimiz olsa ikinciyi de yerdik sanırım. 🙈

Buradan sonra çarşıda gezinip magnet, yöresel kurabiye kömbe ve defne sabunu alışverişi yaptık.


Akşam da otelde yine bölgenin meşhur lezzetleri olan humus, zahter salatası vb. mezeleri tattık. Üstüne bir künefe daha yedik ancak Asi'deki künefenin yanına yaklaşamadı. (Tabii ki İstanbul'daki künefelerden iyiydi.)

GAP turunun ilk günü böylece geçiverdi. Belirli aralıklarla diğer şehirleri de anlatan içerikler paylaşmaya devam edeceğim.

Takipte kalın!

Sevgiler!

Beni aşağıdaki adreslerden de takip edebilirsiniz! 👇

Tumblr 📌

İnstagram 📷

Goodreads 📚

1 yorum:

  1. Hatay'lı arkadaşlarım var.Herzaman davet ederler ama bir türlü o fırsatı yaratamadım.Şimdi sizin bu yazınızı okuyunca ve resimleri görünce pişman oldum.O su kuyusunun olduğu resim muhteşem bence.Sadece Hatay yemeklerini burda arkadaşlara yaptırmakla olmaz sanırım en kısa zamanda yerinde yemek lazım..emeğinize sağlık bence süper bir tatil olmuş..

    YanıtlaSil

Yaza yaza azalmaz ki sendeki özgür ruh!