21 Mart 2016 Pazartesi

Şubat Ayında Okuduğum Kitaplar


Selamlar!

"Nisan geldi sen hala bize Şubat ayında okuduklarını mı anlatıyorsun?" diyeceksiniz. Çok da haklısınız. Ancak hiç yoktan iyidir deyip hemen kitaplara geçiyorum. Bahaneler, işler güçler girmesin daha fazla aramıza.



Bu ay ilk olarak Osman Cemal'in günlük hayatımızda genel olarak farklı kişilermiş gibi dışladığımız, azıcık korktuğumuz, delidir ne yapsa yeridir tabiriyle yan yana tuttuğumuz çingenelerin hayatını anlattığı romanını okudum. Çingeneler, farklı yaşam tarzlarına sahip bu şen şakrak, deli dolu ve azıcık da kurnaz insanların hayatlarına farklı bir yönden bakmamı sağladı. Aslında bakarsanız bir nevi çingeneler üzerine yazılmış bir tez gibi pek çok bilgiye sahip olmamı sağladı. İstanbul'da konakladıkları yerler, kendi aralarındaki hiyerarşileri, konuştukları dil ve pek çok konuda epey bilgi sahibi oldum. Merak ettiğim kadar varmış, iyi ki okumuşum.



Ocak ayı kitap alışverişimde İdefix indirimden aldığım Sherlock Holmes setimi görmüşsünüzdür. Bu ay o dörtlüden ikisini okudum. Küçük bir araştırma sonucu kronolojik olarak Kızıl Dosya'nın serinin ilk kitabı olduğunu öğrendim. Böylece dedektifin kadim dostu veyardımcısı olacak Dr. Watson'un Baker Street'e taşınmasını da konu alan ve Holmes'un dedektifliğinin keskinliğini okuyucuyla tanıştıran ilk kitabı bitirmiş oldum. Sir Arthur Conan Doyle, kurgu ve iz sürme konusunda cidden dahiymiş.


Şubat ayında zihnimi ve okuma düzenimin büyük bir bölümünü sevgili Ferit Edgü'nün Leş'ine adadım desem yalan olmaz. İyi ki de öyle yapmışım.Tüm öykü kitaplarının bir arada olduğu bu koca kitap hakkında düşüncelerimi daha önce yazdığım içerikte bulabilirsiniz:  http://goo.gl/Us8a0H


Çocukken annemin çeşitli ve küçük bahanelerle hediye ettiği kitaplar arasında favorim Burnett'in yazdığı Küçük Prenses'ti. Oradaki karakteri kendimle özleştirmiştim. Bir de mucizelerin gerçek hayatta da karşımıza çıkabileceğine o kitap sayesinde inanmıştım. Yıllar sonra aynı yazarın bir başka kitabını, Gizli Bahçe'yi okurken yine o hoş, tatlı duygular sardı içimi. Sanırım Burnett insanların ruhlarına dokunmayı çok iyi beceriyor. En azından çocukların ve çocuk ruhlarını kaybetmeyen kişilerin dilinden pey iyi anlıyor. Kitap, Hindistan'da ailesini kaybeden ve eniştesinin yanına gelen İngiliz bir kızın; doğa, güzel insanlar ve hayvanlar sayesinde kendi güzel ruhunu, umudunu yeniden yeşertmesini konu alıyor. Sıcacık, sevgi dolu bir kitap. 

Not: Çocuk kitaplarını ve masalları çok, çok seviyorum.



Bu ay okuduğum ikinci Sherlock Holmes romanı Dörtlerin İmzası'ydı. Diğer kitaba göre daha alengirli, daha heyecanlı bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Sanırım ilk kitaptaki tanıtımların tamamı ortadan kalktığı için olaylara daha iyi odaklanılmıştı. Bir sonraki kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.


Hiç aklımda yokken, çocuk kitaplarını çok sevdiğimi bilen sahafımızın poşetimize atıverdiği bu hoş çocuk kitabı ile iyi ki karşılaşmışım. İleride çocuğuma da severek okutacağım Karlar Altındaki Ülke, evlatlık verilen bir çocuğun kendi kimliğini ve yurdunu bulma yolunda iç dünyasında neler yaşadığını anlatıyor. Biraz hüzünlü, klasik çocuk kitaplarına göre biraz daha içli, gizemli bir kitap bana göre.

Siz geçen ay neler okudunuz? Benim bu ay favorim Leş oldu. Umarım siz de güzel öyküler okumayı seviyorsunuzdur. 

Bir sonraki içerikte görüşmek üzere.
Sevgiler!





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yaza yaza azalmaz ki sendeki özgür ruh!